Bebeklerde ve çocuklarda zatürre (pnömoni), akciğer dokusunun enfeksiyona bağlı iltihaplanmasıdır. Bakteri, virüs veya nadiren mantar kaynaklı olabilir. Yüksek ateş, hızlı nefes alma, öksürük ve halsizlik gibi belirtilerle ortaya çıkar ve erken tedavi edilmediğinde ciddi komplikasyonlara yol açabilir.
Zatürrenin en sık nedenleri arasında Streptococcus pneumoniae ve Respiratuar Sinsityal Virüs (RSV) yer alır. Özellikle 2 yaş altı bebeklerde bağışıklık sistemi zayıf olduğu için ağır seyredebilir. Aşılanma, zatürreden korunmada etkili bir önlemdir ve rutin çocuk aşı takviminde yer alır.
Hastalığın tanısında fizik muayene, akciğer grafisi ve kan testleri kullanılır. Tanı doğrulandıktan sonra etken mikroorganizmaya göre antibiyotik veya antiviral ilaçlar başlanır. Tedavi sürecinde çocuğun sıvı alımı artırılmalı, ateş kontrolü sağlanmalıdır.
Ağır seyreden vakalarda hastane yatışı ve oksijen tedavisi gerekebilir. Zatürre tedavisinde geç kalınması durumunda akciğer apsesi veya solunum yetmezliği gibi komplikasyonlar gelişebilir. Bu nedenle erken tanı ve uygun medikal yaklaşım hayati önemdedir.
| Bilmeniz Gerekenler | Bilgi |
| Tanım | Zatürre (pnömoni), akciğer dokusunun enfeksiyonudur. Bakteri, virüs veya nadiren mantarlara bağlı olarak gelişebilir. Bebeklerde ve çocuklarda ciddi seyredebilir ve erken tanı önemlidir. |
| Başlıca Nedenleri | – Bakteriyel enfeksiyonlar (örneğin Streptococcus pneumoniae, Haemophilus influenzae)- Viral enfeksiyonlar (RSV, influenza, adenovirüs)- Mikoplazma ve klamidya (özellikle okul çağı çocuklarında)- Nadir olarak mantarlar (bağışıklığı baskılanmış çocuklarda) |
| Risk Faktörleri | – 2 yaş altı bebekler- Bağışıklık sistemi zayıf olanlar- Kronik hastalığı bulunan çocuklar- Yetersiz beslenme- Kalabalık ve hijyenik olmayan yaşam koşulları- Sigara dumanına maruziyet- Aşı eksiklikleri (pnömokok, Hib, influenza) |
| Belirtiler | – Yüksek ateş- Hızlı ve zor nefes alma- Göğüs çekilmeleri- Öksürük (balgamlı veya kuru olabilir)- Huzursuzluk, iştahsızlık- Emme veya beslenme güçlüğü (bebeklerde)- Dudak ve parmak uçlarında morarma (ileri vakalarda)- Kusma, karın ağrısı (özellikle küçük çocuklarda) |
| Tanı Yöntemleri | – Fizik muayene (raller, solunum seslerinin azalması)- Göğüs röntgeni- Tam kan sayımı- CRP ve prokalsitonin (enfeksiyon şiddeti için)- Kan kültürü (şüpheli bakteriyel vakalarda)- Oksijen satürasyonu ölçümü |
| Tedavi Yöntemleri | – Viral zatürrede genellikle destekleyici tedavi- Bakteriyel zatürrede antibiyotik tedavisi- Yeterli sıvı alımı- Ateş düşürücüler- Oksijen desteği (gereken durumlarda)- Ciddi vakalarda hastaneye yatış- Bebeklerde beslenme desteği |
| Evde Alınabilecek Önlemler | – Dinlenme ortamı sağlanması- Bol sıvı verilmesi- Ortam havasının nemlendirilmesi- Doktor önerisi dışında antibiyotik kullanılmaması- Ağız ve burun temizliğine dikkat edilmesi |
| Komplikasyonlar | – Plevral efüzyon (akciğer zarları arasında sıvı birikmesi)- Ampiyem (irin birikmesi)- Solunum yetmezliği- Sepsis- Uzamış öksürük veya tekrarlayan zatürre |
| Korunma Yolları | – Pnömokok, Hib ve influenza aşılarının yapılması- El hijyenine dikkat edilmesi- Kalabalık ve kapalı ortamlardan kaçınılması- Sigara dumanına maruz bırakılmaması- Beslenmenin desteklenmesi (özellikle emzirme) |
| Ne Zaman Hekime Başvurulmalı | – Yüksek ateş 3 günden uzun sürüyorsa- Nefes alıp vermede zorluk varsa- Morarma gelişmişse- Beslenememe veya kusmalar varsa- Bilinç bulanıklığı veya uykuya meyil varsa |
Zatürre (Pnömoni) nedir ve çocukların vücudunda neler olur?
Çocukların bağışıklık sistemi, yetişkinlerden oldukça farklı bir yapıya sahiptir ve sürekli bir öğrenme süreci içindedir. Akciğerler ise dış dünya ile en yoğun temasta bulunan organların başında gelir. Her nefes alışverişte milyonlarca görünmez partikül ve mikroorganizma solunum yollarına giriş yapar. Normal şartlar altında, sağlıklı bir çocuğun hava yollarındaki savunma mekanizmaları bu davetsiz misafirleri daha içeri girmeden temizler ve dışarı atar. Ancak bazı durumlarda virüsler, bakteriler veya mantarlar bu ilk savunma hattını aşarak akciğerin derinliklerine iner ve orada çoğalmaya başlar.
Vücut bu işgale sessiz kalmaz ve bölgeye beyaz kan hücreleri ile iltihap hücrelerinden oluşan bir savunma ordusu gönderir. Akciğer dokusunda yaşanan bu mikroskobik savaş, bizim klinik olarak “zatürre” dediğimiz tabloyu oluşturur. Bu süreçte çocuğun ateşi yükselir, çünkü vücut ısıyı artırarak mikropları etkisiz hale getirmeye çalışır. Öksürük refleksi devreye girer, çünkü akciğerler iltihaplı dokuyu ve oluşan balgamı dışarı atmaya çabalar. En kritik nokta ise, iltihapla dolan hava keseciklerinin artık oksijen alışverişi yapamamasıdır. Bu durum çocuğun nefes almakta zorlanmasına, hızlı solumasına ve genel bir halsizlik haline girmesine neden olur. Ebeveynlerin gözlemlediği iştahsızlık, inatçı ateş ve göğüs kafesinin hızlı inip kalkması, içerideki bu zorlu mücadelenin dışa yansımasıdır.
Çocuğum neden sürekli zatürre veya ağır enfeksiyon geçiriyor olabilir?
Çocuk sağlığı izlemlerinde ebeveynleri en çok endişelendiren ve hastane başvurularının büyük bir kısmını oluşturan durum hiç şüphesiz tekrarlayan enfeksiyonlardır. Okula veya kreşe yeni başlayan bir çocuğun, özellikle kış mevsiminde birkaç kez üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmesi beklenen ve olağan bir durumdur. Ancak eğer söz konusu olan basit burun akıntıları değil de tekrarlayan ve akciğere inen enfeksiyonlarsa, burada durup daha derin bir değerlendirme yapmak gerekir.
Tıbbi açıdan en kritik ayrım şudur: Bu çocuk sadece şanssız olduğu veya çok kalabalık ortamlara girdiği için mi sık hastalanıyor, yoksa bağışıklık sisteminde bir eksiklik olduğu için mi mikroplarla yeterince savaşamıyor? Tekrarlayan pnömoni, sadece izole bir akciğer sorunu olarak görülmemelidir; bu durum çoğu zaman vücudun savunma ordusunun bir yardım çağrısıdır. Enfeksiyonlar standart antibiyotik tedavilerine yanıt vermiyorsa, iyileşme süreci beklenenden çok daha uzun sürüyorsa veya her seferinde hastaneye yatış gerektirecek kadar ağır seyrediyorsa, altta yatan bir bağışıklık yetmezliği ihtimali mutlaka değerlendirilmelidir. Bu çocuklarda sadece enfeksiyonun sıklığına odaklanmak yanıltıcı olabilir; enfeksiyonun şiddeti ve bıraktığı hasar asıl yol göstericidir.
Basit bir zatürre ile komplike ve tekrarlayan zatürre arasındaki farklar nelerdir?
Her zatürre vakası aynı ciddiyette seyretmez ve aynı sonuçları doğurmaz. Çocukların büyük bir kısmında, uygun tedavi ve dinlenme ile 7 ile 10 gün içinde tamamen toparlanan, akciğerde herhangi bir iz bırakmayan “basit” pnömoniler görülür. Bu çocuklar hastalık bittikten sonra hızla eski enerjilerine kavuşurlar ve büyüme süreçleri bu durumdan etkilenmez.
Ancak “komplike” veya “tekrarlayan” pnömoni dediğimizde tablo tamamen değişir. Burada enfeksiyonun sayısından çok, enfeksiyonun karakteri ve çocuğun vücudunda yarattığı tahribat ön plandadır. Komplike pnömoniler, bağışıklık sisteminin mikrobu tanıyamadığını, sınırlandıramadığını veya etkili bir şekilde yok edemediğini gösterir. Bu tür durumlarda hastalık sadece akut bir enfeksiyon olmaktan çıkar, kronikleşen ve organ hasarı riski taşıyan bir sürece dönüşür.
Komplike ve tekrarlayan zatürreyi işaret eden durumlar şunlardır:
- Akciğer dokusu içinde apse oluşumu
- Akciğer zarları arasında sıvı birikmesi
- Damardan uzun süreli antibiyotik ihtiyacı
- Standart tedavilere direnç gelişimi
- İyileşme sonrası akciğerde kalıcı izler
- Büyüme ve gelişmede duraklama
- Hastalığın çok uzun sürmesi
Primer İmmün Yetmezlik (PİY) nedir ve neden erken tanı bu kadar hayatidir?
Halk arasında doğuştan gelen bağışıklık eksikliği olarak bilinen Primer İmmün Yetmezlikler (PİY), aslında tek bir hastalık değil genetik kökenli yüzlerce farklı hastalığı kapsayan geniş bir ailedir. Bu çocukların bağışıklık sistemindeki bazı kritik parçalar; örneğin antikor üreten fabrikalar veya mikropları yiyerek yok eden hücreler, ya doğuştan hiç yoktur ya da hatalı çalışmaktadır. Bu durum çocuğun savunmasız kalmasına ve çevresindeki en basit mikroplarla bile baş edememesine neden olur.
Bu hastalıklar geçmişte “nadir” olarak nitelendirilse de gelişen tanı yöntemleri ve artan farkındalık sayesinde aslında sandığımızdan daha sık görüldüklerini biliyoruz. PİY tanısı almamış veya tanısı gecikmiş bir çocuk için hayat, bir enfeksiyondan diğerine koşmakla geçer. Ancak asıl tehlike enfeksiyonun kendisi değil bıraktığı mirastır. Tedavisiz kalan veya geç fark edilen her şiddetli zatürre atağı, akciğer dokusunda geri dönüşü olmayan kalıcı hasarlar bırakır. Akciğerin esnekliğini kaybetmesi, hava yollarının kalıcı olarak genişlemesi (bronşiektazi) gibi durumlar çocuğun ileriki yaşam kalitesini ve akciğer kapasitesini kalıcı olarak bozar. Erken tanı, akciğer hasarı henüz oluşmadan veya ilerlemeden müdahale etme şansı verir. Tanı konulduğu anda, eksik olan bağışıklık parçası yerine konularak çocuğun sağlıklı bir yetişkinliğe adım atması sağlanabilir.
Hangi belirtiler (Kırmızı Bayraklar) bir immünoloji uzmanına başvurmayı gerektirir?
Ebeveynlerin evde yapacakları gözlemler, teşhis sürecinin en önemli parçasını oluşturur. Tıbbi literatürde “Kırmızı Bayraklar” olarak adlandırılan bazı uyarı işaretleri, çocuğun bağışıklık sisteminin alarm verdiğini gösterir. Bu belirtilerin varlığı, çocuğun sadece o anki hastalığının tedavi edilmesini değil aynı zamanda bağışıklık sisteminin detaylıca incelenmesini gerektirir. Bu işaretler, buzdağının görünen kısmıdır ve altındaki potansiyel immünolojik sorunu işaret eder.
Dikkat edilmesi gereken başlıca uyarı işaretleri şunlardır:
- Yılda iki veya daha fazla zatürre geçirilmesi
- Yılda iki veya daha fazla sinüs enfeksiyonu geçirilmesi
- Yılda dört veya daha fazla orta kulak enfeksiyonu geçirilmesi
- Büyüme ve gelişme geriliği yaşanması
- Ağızdan antibiyotiklerin yetersiz kalması
- Tekrarlayan derin doku veya organ apseleri
- Uzun süren ve iyileşmeyen enfeksiyonlar
- Fırsatçı ve zayıf mikroplarla hastalanma
- Ailede benzer hastalık veya açıklanamayan ölüm öyküsü
Zatürre tanısı koyarken doktorunuz hangi anatomik ve genetik sorunları araştırır?
Tekrarlayan zatürre ile başvuran bir çocukta, immünolojik testlere başlamadan önce veya onlarla eş zamanlı olarak akciğerin yapısını bozan diğer nedenlerin hızla elenmesi gerekir. Çünkü bağışıklık sistemi mükemmel çalışsa bile, akciğerin anatomik yapısında veya genetik kodlarında bir sorun varsa, enfeksiyonlar kaçınılmaz olur. Bu ayrımı yapmak, tedavi rotasını tamamen değiştireceği için hayati önem taşır.
Bu aşamada ilk akla gelen ve mutlaka dışlanması gereken durumlardan biri Kistik Fibrozis hastalığıdır. Kistik fibrozis, salgı bezlerini etkileyerek akciğerlerde koyu, yapışkan bir balgam oluşumuna neden olur. Bu balgam, mikroplar için mükemmel bir yuva oluşturur ve tekrarlayan ağır zatürrelere yol açar. Yenidoğan tarama testleri bu konuda ilk bilgiyi verse de şüpheli durumlarda ter testi veya genetik analizlerle bu tanının doğrulanması veya dışlanması gerekir. Ayrıca çocuğun hava yollarına yabancı bir cisim kaçırıp kaçırmadığı, doğuştan gelen hava yolu darlıkları veya kalp problemleri de bu süreçte titizlikle araştırılır. Bu mekanik veya genetik sorunlar çözülmeden, sadece bağışıklık sistemine odaklanmak tedavide eksiklik yaratacaktır.
İmmünolojik tanı sürecinde hangi kan testleri ve analizler yapılır?
Anatomik nedenler dışlandıktan veya kırmızı bayraklar tespit edildikten sonra, bağışıklık sisteminin derinlemesine incelendiği bir dedektiflik süreci başlar. Bu süreç basitten karmaşığa doğru ilerleyen adım adım bir protokoldür. Amaç bağışıklık sisteminin hangi parçasının eksik veya hatalı çalıştığını net bir şekilde ortaya koymaktır.
İlk aşamada “Birincil Basamak Tarama” testleri yapılır. Bu testlerde çocuğun kanındaki savunma hücrelerinin sayısı ve kandaki koruyucu proteinlerin (İmmünglobulinler) miktarı ölçülür. IgG, IgA ve IgM gibi antikorların yaşa göre normal düzeyde olup olmadığı kontrol edilir. Ancak sayıların normal olması her zaman sistemin iyi çalıştığı anlamına gelmez. Bu nedenle ikinci aşamada “Fonksiyon Testleri” devreye girer. Burada, çocuğa daha önce yapılan aşıların vücutta bir yanıt oluşturup oluşturmadığına bakılır. Örneğin tetanoz veya zatürre aşısı sonrası vücudun yeterli antikor üretip üretmediği kontrol edilir. Bu bağışıklık sisteminin canlı bir tatbikatıdır. Eğer şüphe devam ederse, hücrelerin alt tiplerini ve mikropları yutma yeteneklerini (fagositoz) inceleyen ileri düzey testler ve en nihayetinde genetik paneller kullanılarak hastalığın genetik adı konulur.
Akciğer hasarını görmek için tomografi (BT) çektirmek şart mıdır?
Tekrarlayan zatürre vakalarında, standart akciğer röntgeni her zaman yeterli bilgiyi sağlamaz. Röntgen, üç boyutlu bir organın iki boyutlu bir gölgesi gibidir ve doku içindeki ince detayları gözden kaçırabilir. Bu nedenle özellikle immün yetmezlik şüphesi olan veya enfeksiyonları kronikleşen çocuklarda Yüksek Çözünürlüklü Bilgisayarlı Tomografi (HRCT) çekilmesi, hastalığın yönetimi açısından kritik bir gerekliliktir.
HRCT, akciğer dokusunu çok ince kesitler halinde görüntüleyerek, normal röntgende görülemeyen hasarları ortaya çıkarır. Özellikle hava yollarında kalıcı genişlemeler (bronşiektazi), akciğer dokusunda sertleşme, hava hapsi veya küçük apseler bu yöntemle net bir şekilde görülür. Bu bulgular, hastalığın ne kadar süredir devam ettiğini ve akciğerde kalıcı bir hasar bırakıp bırakmadığını gösterir. Elde edilen görüntüler, tedavinin ne kadar agresif olması gerektiğine karar verirken doktorlara yol gösterir. Erken dönemde saptanan minimal değişiklikler, tedavi stratejilerinin güçlendirilmesiyle geri döndürülebilir veya en azından ilerlemesi durdurulabilir.
Bronkoskopi işlemi zatürre tedavisinde neden ve nasıl kullanılır?
Bazı durumlarda dışarıdan yapılan görüntülemeler veya kan testleri sorunu çözmekte yetersiz kalır ve sorunun kaynağına, yani akciğerin içine doğrudan bakmak gerekir. Bronkoskopi, ucunda ışıklı bir kamera bulunan ince ve bükülebilir bir tüp yardımıyla çocuğun hava yollarına girilerek yapılan tanısal ve bazen de tedavi edici bir işlemdir. Bu işlem tekrarlayan pnömoninin nedenini bulmakta altın standart yöntemlerden biridir.
Bronkoskopinin kullanıldığı başlıca durumlar şunlardır:
- İnatçı ve nedeni bulunamayan öksürük
- Akciğer içinden sıvı örneği alınması
- Fırsatçı mantar veya bakteri tespiti
- Hava yollarındaki tıkaçların temizlenmesi
- Yabancı cisim şüphesinin araştırılması
- Akciğer apselerinin boşaltılması
- Hava yolu darlıklarının görüntülenmesi
Bağışıklık eksikliğine bağlı zatürre tedavisinde hangi yöntemler uygulanır?
Primer İmmün Yetmezlik tanısı kesinleştiğinde, tedavi yaklaşımı tamamen değişir. Artık amaç sadece o anki zatürreyi iyileştirmek değil çocuğun eksik olan savunma sistemini destekleyerek gelecekteki enfeksiyonları önlemektir. Tedavi stratejisi, enfeksiyon riskini minimize etmeye, kronik organ hasarını engellemeye ve çocuğun yaşam kalitesini yaşıtlarıyla aynı seviyeye getirmeye odaklanır.
Bu tedavilerin başında “İmmünoglobulin Replasman Tedavisi” gelir. Vücudu yeterli antikor üretemeyen çocuklara, sağlıklı insanlardan elde edilen antikorlar damar yoluyla veya deri altından düzenli aralıklarla verilir. Bu tedavi, bir nevi “ödünç bağışıklık” sağlar. Verilen antikorlar, çocuğun kanında dolaşarak giren mikropları yakalar ve yok eder. Ayrıca bu tedavinin yüksek dozlarda kullanıldığında vücuttaki aşırı iltihabı baskılayıcı ve doku hasarını önleyici etkisi de vardır. Buna ek olarak çocuğun risk durumuna göre düzenli koruyucu antibiyotik kullanımı da tedavi protokolünün önemli bir parçasıdır. Akut ataklar sırasında ise enfeksiyonun etkenine yönelik spesifik ve güçlü tedaviler hızla devreye sokulur.
Çocuğun aşı takvimi ve yaşam kalitesi nasıl yönetilmelidir?
Primer İmmün Yetmezlik tanısı alan bir çocuğun hayatı sadece ilaçlardan ibaret değildir. Bu çocukların büyüme ve gelişmelerinin takibi, beslenme durumlarının düzenlenmesi ve psikolojik olarak desteklenmeleri tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır. Kronik bir hastalıkla yaşamak hem çocuk hem de aile için zorlayıcı olabilir; bu nedenle psikososyal destek ve eğitim, tıbbi tedavi kadar önemlidir.
Aşılar konusunda ise çok dikkatli ve özenli bir yol izlenmelidir. Bağışıklık sistemi yetersiz olan çocuklarda, canlı virüs içeren aşılar (örneğin kızamık, suçiçeği veya ağızdan yapılan çocuk felci aşısı) bazen hastalığın kendisine yol açabilir. Bu nedenle standart aşı takvimi, immünoloji uzmanının önerileri doğrultusunda çocuğun hastalığına özel olarak yeniden düzenlenir. Ölü aşılar genellikle güvenle uygulanabilirken, canlı aşılar belirli durumlarda ertelenebilir veya hiç yapılmayabilir. Ailenin ve çocuğun tedaviye uyumu, hijyen kurallarına dikkati ve düzenli kontrolleri, bu uzun soluklu maratonda başarının anahtarıdır. Doğru yönetimle, bu çocuklar eğitimlerine devam edebilir, sosyal hayata katılabilir ve sağlıklı bir yetişkinlik dönemine ulaşabilirler.
Sıkça Sorulan Sorular
Bebeklerde zatürre genellikle hangi belirtilerle kendini gösterir?
Bebeklerde zatürre; yüksek ateş, hızlı solunum, burun kanatlarında hareket, emme güçlüğü, morarma ve huzursuzluk gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Öksürük her zaman belirgin olmayabilir.
Çocuklarda zatürreye en sık hangi mikroorganizmalar neden olur?
Çocuklarda zatürreye genellikle RSV, influenza, adenovirüs gibi virüsler ve Streptococcus pneumoniae, Mycoplasma pneumoniae gibi bakteriler neden olur. Yaşa göre etken değişiklik gösterebilir.
Bebeklerde zatürre riski hangi durumlarda artar?
Prematüre doğum, bağışıklık sistemi zayıflığı, kronik hastalıklar, kalabalık ortamda yaşamak ve sigara dumanına maruz kalmak bebeklerde zatürre riskini artırır.
Çocuklarda viral ve bakteriyel zatürre nasıl ayırt edilir?
Viral zatürre genellikle daha hafif seyreder ve burun akıntısı, öksürük gibi soğuk algınlığı belirtileriyle başlar. Bakteriyel zatürrede ise ani başlayan yüksek ateş ve halsizlik ön plandadır.
Zatürre tanısı çocuklarda hangi yöntemlerle konur?
Tanı için doktor fizik muayene ile solunum seslerini dinler, gerekirse akciğer grafisi çeker. Kan testleri, oksijen seviyesi ölçümü ve bazı durumlarda balgam kültürü de kullanılabilir.
Bebeklerde zatürre evde tedavi edilebilir mi?
Hafif vakalar evde doktor gözetiminde tedavi edilebilir. Ancak ağır seyirli, beslenemeyen, nefes darlığı yaşayan veya küçük yaşta olan bebekler mutlaka hastanede izlenmelidir.
Çocuklarda zatürre tedavisinde antibiyotik ne zaman gereklidir?
Bakteriyel zatürre tanısı konulmuşsa antibiyotik tedavisi gereklidir. Viral zatürrede antibiyotik kullanılmaz, destekleyici tedavi yeterlidir. Tedaviye doktor karar vermelidir.
Zatürre geçiren çocuklarda komplikasyon riski nedir?
Zatürre, tedavi edilmezse plevral efüzyon, akciğer apsesi veya solunum yetmezliği gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Özellikle bebeklerde bu risk daha yüksektir.
Zatürreden korunmak için çocuklarda hangi aşılar etkilidir?
Pnömokok, Hib, grip ve RSV aşıları çocukları zatürreye yol açabilecek mikroorganizmalara karşı korur. Aşı takviminin eksiksiz uygulanması çok önemlidir.
Zatürre sonrası çocuklarda iyileşme süreci nasıldır?
Tedavi sonrası ateş genellikle birkaç günde düşer ancak öksürük birkaç hafta sürebilir. İyileşme süreci boyunca çocuğun dinlenmesi, iyi beslenmesi ve doktor kontrollerinin aksatılmaması gerekir.

Uzm. Dr. Ali Demirhan, 2008 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş, ardından Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği’nde ihtisasını tamamlamıştır. 2014–2018 yılları arasında aynı hastanede çocuk sağlığı uzmanı olarak görev yapmış, 2021 yılında Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk İmmünolojisi ve Alerjisi yan dal uzmanlık eğitimini tamamlayarak çocuk alerjisi ve bağışıklık sistemi hastalıkları alanında uzmanlaşmıştır.
Dr. Demirhan, çocuklarda alerjik hastalıklar, astım, bağışıklık sistemi yetmezlikleri ve kronik solunum yolu problemleri üzerine yoğunlaşmaktadır. Tedavi yaklaşımında her çocuğun bağışıklık sistemini bireysel farklılıklarıyla değerlendirir; alerjik nedenleri hedefleyen, bilimsel temelli ve kişiye özel tedavi protokolleri uygular. Alerji testleri, immünoterapi (alerji aşısı) ve ameliyatsız solunum tedavilerinde modern yöntemleri benimsemektedir.
Halen Mersin’deki özel kliniğinde hasta kabul eden Uzm. Dr. Ali Demirhan, çocuklarda besin ve polen alerjileri, astım, atopik dermatit, ürtiker, bağışıklık yetmezliği ve kronik öksürük gibi durumların tanı ve tedavisinde kapsamlı çözümler sunmakta; çocuk sağlığını koruyucu, güvenli ve bütüncül bir yaklaşımla ele almaktadır.
