Çocuklarda ev tozu akarı alerjisi, yıl boyu süren solunum yolu şikayetleri ile kendini gösterir; bu durum genellikle uyku kalitesini bozan ve astımı tetikleyebilen bir tablo çizer. Bu alerjinin yönetimi, birbiriyle entegre adımlara dayanır. Temel yaklaşım akarların yaşam alanlarını kısıtlayan (nem kontrolü ve özel yatak kılıfları gibi) çevresel düzenlemeler yapmaktır. Bu adımların yetersiz kaldığı durumlarda ise, mevcut şikayetleri gideren ilaç tedavileri ve altta yatan alerjik yanıtı yeniden programlayan immünoterapi (aşı tedavisi) gibi kanıta dayalı tıbbi stratejiler uygulanır.
| Bilmeniz Gerekenler | Bilgi |
| Ev tozu akarı nedir? | Gözle görülmeyen mikroskobik canlılardır. Özellikle yatak, yastık, halı ve peluş oyuncak gibi ev eşyalarında bulunurlar. |
| Akar alerjisinin nedeni | Akarların dışkıları ve vücut parçacıkları alerjen özellik taşır. Solunum yoluyla alınmaları alerjik reaksiyona yol açar. |
| Kimlerde görülür? | Genetik yatkınlığı olan çocuklarda, özellikle astım, alerjik rinit veya atopik dermatit gibi hastalıkları olanlarda daha sık görülür. |
| Yaygın belirtiler | Sürekli burun tıkanıklığı, hapşırık, burun akıntısı, gözlerde kaşıntı ve sulanma, öksürük, gece öksürüğü ve astım benzeri solunum problemleri. |
| Cilt bulguları | Alerjik egzama (atopik dermatit) şeklinde ciltte kuruluk, kızarıklık ve kaşıntı görülebilir. |
| Ev ortamının rolü | Sıcak ve nemli ortamlar akarlar için ideal üreme alanlarıdır. Ev içi düzenlemelerle yoğunlukları azaltılabilir. |
| Yatak takımı önlemleri | Alerjen geçirmeyen kılıf kullanımı, haftada bir 60°C’de çamaşır yıkama, yün yerine sentetik yastık-yorgan tercih edilmesi önerilir. |
| Halı ve tekstil kullanımı | Halı, kalın perdeler ve peluş oyuncaklar akarların barınması için uygundur; bu eşyaların azaltılması ya da tamamen kaldırılması önerilir. |
| Nem kontrolü | Ev içi nem oranı %50’nin altında tutulmalı, gerekirse nem alıcı cihazlar kullanılmalıdır. |
| Temizlik önerileri | HEPA filtreli süpürge ile haftalık temizlik, ıslak bezle toz alma ve düzenli havalandırma önerilir. |
| Oyuncak temizliği | Peluş oyuncaklar haftada bir yıkanmalı veya derin dondurucuda bekletilerek akarlar etkisiz hale getirilebilir. |
| İlaç tedavisi | Alerjik belirtilerin kontrolü için antihistaminikler, burun spreyleri ve gerekirse astım ilaçları kullanılır. |
| Alerji aşısı (immünoterapi) | Akar alerjisine karşı uzun süreli çözüm sağlayabilir; özellikle ilaçlara rağmen semptomları süren çocuklarda uygulanabilir. |
| Tanı yöntemleri | Deri prick testi veya kan testi (spesifik IgE) ile akar alerjisi tanısı konur. |
| Uzun dönem takip önemi | Belirtilerin tekrarlamaması ve astım gibi komplikasyonların önlenmesi için düzenli uzman takibi gereklidir. |
Ev tozu akarı nedir ve neden alerjiye neden olur?
Ev tozu akarları, ya da bilimsel adıyla “mite”lar, gözle göremediğimiz, örümcek ailesinden mikroskobik canlılardır. Aslında her evde bulunurlar ve bir temizlik eksikliği göstergesi değildirler. Onları birer “haşere” olarak düşünmemek gerekir; çünkü bizi ısırmazlar, kan emmezler veya doğrudan bir hastalık taşımazlar.
Sorun, akarların kendisinden çok, onların yaşam döngülerinin bir parçasında saklıdır. Akarların hayatta kalmak için üç temel şeye ihtiyacı vardır: ılık bir sıcaklık (20-25°C arası), yüksek nem (ideal olarak %70-75) ve besin. Ana besin kaynakları ise, insan ve evcil hayvanların derisinden dökülen ölü deri hücreleridir.
Bu üç koşulun mükemmel bir şekilde sağlandığı yerler, ne yazık ki en çok vakit geçirdiğimiz yerlerdir. Yataklar, yastıklar, yorganlar, döşemeli mobilyalar, halılar ve tüylü oyuncaklar, akarlar için adeta beş yıldızlı bir otel konforu sunar.
Alerjiye neden olan asıl şey ise, bu canlıların dışkı parçacıklarıdır. Bu mikroskobik dışkı topları, çok güçlü alerjenik proteinler (enzimler) içerir. Ayrıca ölen akarların parçalanan vücut kalıntıları da bu proteinleri barındırır. Bu parçacıklar o kadar hafiftir ki yatakta hareket ettiğimizde, halıda yürüdüğümüzde veya temizlik yaptığımızda kolayca havaya karışır ve saatlerce havada asılı kalabilirler. Çocuk bu havayı soluduğunda veya bu alerjenler cildine temas ettiğinde, bağışıklık sistemi alarm durumuna geçer.
Ev tozu akarı alerjisi vücutta nasıl bir reaksiyon başlatır?
Alerjik reaksiyon, bir anda gelişen bir durum değildir; iki aşamalı bir süreçtir.
İlk aşama “duyarlanma” (sensitizasyon) olarak bilinir. Alerjiye genetik olarak yatkın bir çocuk, hayatının erken dönemlerinde ev tozu akarı alerjenleriyle karşılaştığında, bağışıklık sistemi bu proteinleri yanlışlıkla “tehlikeli bir düşman” olarak kodlar. Bu düşmana karşı savaşmak için “IgE” adı verilen özel antikorlar üretmeye başlar. Bu IgE antikorları, “mast hücreleri” adı verilen savunma hücrelerinin üzerine gidip yerleşir ve adeta bir alarm sistemi kurar. Bu ilk aşamada çocuğun hiçbir şikayeti olmaz, vücut sadece sessizce “hazırlık” yapar.
İkinci aşama ise “tetiklenme” yani alerjik reaksiyonun kendisidir. Duyarlı hale gelmiş olan çocuk, aynı alerjenlerle (akar dışkısıyla) tekrar karşılaştığında, bu alerjenler doğrudan mast hücrelerinin üzerindeki IgE antikorlarına bir anahtar-kilit gibi bağlanır. Bu bağlanma, kurulan alarm sistemini çalıştırır. Mast hücreleri “patlar” (degranüle olur) ve içlerinde depoladıkları kimyasal bombaları ortama salarlar.
Bu kimyasalların başında “histamin” gelir. Çocuğunuzun yaşadığı tüm o rahatsız edici belirtilerin sorumlusu işte bu histamin ve benzeri mediyatörlerdir. Histamin, damarları genişleterek burun akıntısına ve tıkanıklığa yol açar, sinir uçlarını uyararak dayanılmaz bir kaşıntı ve hapşırma krizlerine neden olur, bronşlardaki kasları kasarak da öksürük, hırıltı ve nefes darlığı (astım atağı) belirtilerini tetikler.
Çocuklarda ev tozu akarı alerjisinin en sık görülen belirtileri nelerdir?
Ev tozu akarı alerjisi yıl boyu sürdüğü için (pereniyal), belirtiler genellikle inatçı ve tekrarlayıcıdır. Polen alerjisi gibi baharda başlayıp bitmez, ancak evin daha kapalı olduğu, daha az havalandırıldığı ve nem oranının arttığı sonbahar-kış aylarında genellikle daha da kötüleşir. Özellikle sabahları, çocuğun gece boyu alerjen yoğunluğunun en yüksek olduğu yatakta vakit geçirmesinin ardından semptomlar zirve yapabilir.
En sık karşılaştığımız belirtiler şunlardır:
- Sürekli burun tıkanıklığı
- Ağızdan nefes alma (özellikle geceleri)
- Horlama
- Sabahları artan hapşırma nöbetleri
- Su gibi berrak burun akıntısı
- İnatçı burun kaşıntısı
- Damak ve kulak kaşıntısı
- Geniz akıntısı (boğazı sürekli temizleme ihtiyacı)
- Gece veya sabaha karşı gelen kuru öksürük
- Egzersizle veya gülmekle tetiklenen öksürük
- Nefes alıp verirken ıslık sesi (hırıltı/wheezing)
- Nefes darlığı veya göğüste sıkışma hissi
- Gözlerde kaşıntı, sulanma ve kızarıklık
- Göz altlarında morluk ve şişlik (“alerjik shinerlar”)
- Burnu sürekli yukarı itme hareketi (“alerjik selam”)
- Burun sırtında oluşan yatay çizgi (bu hareketten dolayı)
- Mevcut egzamanın (atopik dermatit) alevlenmesi
- Yorgunluk, halsizlik ve konsantrasyon güçlüğü (kötü uykuya bağlı)
Bu belirtiler özellikle burun tıkanıklığı ve gece öksürüğü, sık sık “bitmeyen soğuk algınlığı” veya “geniz eti problemi” ile karıştırılabilir. Ancak soğuk algınlığından farklı olarak alerjide ateş görülmez, burun akıntısı genellikle hep berraktır (sarı-yeşile dönmez) ve en önemlisi, belirtiler 7-10 günden çok daha uzun sürer ve belirgin bir kaşıntı eşlik eder.
“Alerjik yürüyüş” nedir ve ev tozu akarları bu yürüyüşü nasıl etkiler?
“Alerjik Yürüyüş” (veya Atopik Yürüyüş), alerjik hastalıkların çocukluk çağındaki tipik ilerleyişini tanımlayan çok önemli bir kavramdır. Bu her çocukta olacak diye bir kural olmasa da sıkça gözlemlediğimiz bir domino etkisi gibidir:
Bu yürüyüş genellikle bebeklikte atopik dermatit (egzama) ile başlar. Bunu, erken çocukluk döneminde IgE aracılı gıda alerjileri takip edebilir. Daha sonra, çocuk büyüdükçe alerjik rinit (saman nezlesi) ortaya çıkar ve son durak olarak da astım gelişebilir.
Ev tozu akarı, bu yürüyüşün tam merkezinde yer alır ve özellikle egzama, alerjik rinit ve astım arasındaki köprüyü kuran anahtar alerjenlerden biridir.
Peki bu nasıl olur? Son yıllardaki araştırmalar, bu yürüyüşün anahtarının sıklıkla “bozulmuş cilt bariyeri” olduğunu göstermektedir. Egzamalı bir cildi, duvarında çatlaklar olan bir kaleye benzetebiliriz. Sağlıklı bir cilt, alerjenlerin içeri girmesini engellerken, egzamadaki bu çatlaklar, ev tozu akarı gibi alerjenlerin cildin derinliklerine sızmasına izin verir.
Vücut, bu alerjenle ilk kez solunum yoluyla değil de bu “kırık” cilt yoluyla tanıştığında, bağışıklık sistemi aşırı tepki verir ve tüm vücutta bir alerji alarmı (sistemik duyarlanma) başlatır.
Bebeklikte cilt yoluyla ev tozu akarına duyarlanan bu çocuk, birkaç yıl sonra aynı alerjeni soluduğunda, solunum yollarındaki (burun ve akciğerler) bağışıklık sistemi zaten “tehdit modunda” beklemektedir. Alerjeni tanır tanımaz, normalde vermeyeceği abartılı bir inflamatuar yanıt verir ve böylece alerjik rinit veya astım semptomları başlar. Bu nedenle bebeklikteki egzamanın doğru tedavisi ve cilt bariyerinin onarılması, sadece bir cilt sorununu çözmekle kalmaz, aynı zamanda gelecekteki solunum yolu alerjilerinin gelişimini önlemede de kritik bir rol oynayabilir.
Ev tozu akarı alerjisi tanısı için hangi testler yapılır?
Çocuğunuzda yukarıda saydığımız belirtiler varsa, bir Çocuk Alerji Uzmanına başvurmanız, sorunun adını doğru koymak için en önemli adımdır. Tanı, tek bir bulguya göre değil bir yapbozun parçalarını birleştirmeye benzeyen üç temel ayağa dayanarak konur:
Detaylı Klinik Öykü (Anamnez): Belirtilerin ne zaman başladığı, ne kadar sürdüğü, günün hangi saatlerinde (özellikle sabahları) kötüleştiği, evde ne gibi aktivitelerin (temizlik, yatak toplama) semptomları tetiklediği, ailede başka alerjik bireylerin olup olmadığı detaylıca sorgulanır.
Fizik Muayene: Çocuğun burnundaki “alerjik selam” izi, göz altındaki “alerjik shinerlar” veya burun içinin soluk, şiş (ödemli) görünümü gibi ipuçları aranır.
Alerji Testleri: Klinik şüpheyi doğrulamak için vücudun o alerjene karşı spesifik IgE antikoru üretip üretmediğini gösteren testler yapılır.
İki ana testimiz var.
- Deri Prick Testi (SPT)
- Kanda Spesifik IgE Testi
Deri prick testi, ön kola veya sırta yapılır. Standartize edilmiş ev tozu akarı alerjen damlası cilde damlatılır ve “lanset” adı verilen minik bir uçla cildin en üst tabakasına ağrısız bir dokunuş yapılır. Eğer çocuk duyarlıysa, 15-20 dakika içinde o bölgede sivrisinek ısırığına benzer bir kabarıklık ve kızarıklık oluşur. Hızlı, güvenilir ve çok hassas bir testtir.
Kanda spesifik IgE testi ise, çocuğun kan serumunda dolaşan ev tozu akarına özgü IgE antikorlarının miktarını ölçer. Deri testi yapılamayan durumlarda (örneğin yaygın egzaması olan veya antihistaminik ilacını kesemeyen çocuklarda) tercih edilir.
Burada bilinmesi gereken en kritik nokta şudur: Pozitif bir test sonucu, tek başına “alerji” tanısı koydurmaz. Testin pozitif çıkması, sadece çocuğun o maddeye karşı “duyarlanmış” (sensitize) olduğunu gösterir. Klinik olarak anlamlı bir alerjiden bahsedebilmek için, bu pozitif test sonucunun, çocuğun yaşadığı semptomlarla (sabah hapşırığı, gece öksürüğü vb.) birebir örtüşmesi gerekir. Semptomları olmayan ancak testi pozitif çıkan birçok çocuk vardır; bu duruma “belirtisiz duyarlılık” denir ve bu durum genellikle tedavi gerektirmez. İşte bu noktada testi ve kliniği birleştirme görevi Çocuk Alerji Uzmanına düşer.
Ev tozu akarı maruziyetini azaltmak için hangi önlemler alınmalıdır?
Tanı doğrulandıktan sonra, tedavinin ilk ve en mantıklı adımı, alerjen maruziyetini mümkün olduğunca azaltmaktır. Bu akarların yaşam döngüsünü kırmayı ve birikmiş alerjenleri ortamdan uzaklaştırmayı hedefler. Unutmayın tek bir önlem mucize yaratmaz; “çok yönlü” ve sürdürülebilir bir yaklaşım şarttır. Odak noktamız yatak odası olmalı, çünkü çocuklar günün önemli bir bölümünü (8-10 saat) orada geçirirler.
Yatak Odası için Öncelikli Adımlar
- Yatak, yastık ve yorgan için alerjen geçirmez, sıkı dokunmuş, özel fermuarlı kılıflar kullanın.
- Bu kılıfların tüm fermuarlarının tam kapalı olduğundan emin olun.
- Çarşaf, nevresim ve yastık kılıflarını (kılıfın üstündekileri) haftada bir kez en az 55-60°C’de yıkayın.
- Sıcak yıkama yapamıyorsanız, yıkama sonrası çamaşırları kurutucuda yüksek ısıda kurutun.
- Yatak odasındaki tüylü, yumuşak oyuncakları kaldırın veya kapalı dolaplarda saklayın.
- Yıkanamayan oyuncakları ayda bir kez 24 saat dondurucuda (buzlukta) bekletin (akarlar ölür), sonra soğuk suda yıkayın.
- Yatak odasındaki duvardan duvara halıları mutlaka kaldırın.
- Zeminde parke, seramik veya vinil gibi sert, pürüzsüz yüzeyler tercih edin.
- Eğer kilim kullanılacaksa, ince ve sık yıkanabilir olanları seçin.
- Ağır kumaş perdeler yerine stor veya yıkanabilir tül perdeler kullanın.
- Odadaki eşya sayısını azaltın (açık kitaplıklar, biblolar toz tutar).
Ev Geneli için Stratejiler
- Evin bağıl nem seviyesini bir higrometre (nem ölçer) ile takip edin.
- Nem oranını sürekli olarak %50’nin, ideal olarak %45’in altında tutun.
- Özellikle nemli iklimlerde mutlaka klima veya nem alıcı (dehumidifier) cihaz kullanın.
- Evi her gün, özellikle yatak odasını, düzenli olarak havalandırın.
- Yüksek Verimli Partikül Hava (HEPA) filtresine sahip bir elektrikli süpürge kullanın.
- Standart süpürgeler alerjenleri tekrar havaya püskürtebilir.
- Süpürme ve toz alma işlemini mümkünse çocuk evde değilken yapın.
- Toz alırken kuru bez yerine ıslak veya nemli mikrofiber bezler kullanın.
- Kumaş kaplı, döşemeli koltuklar yerine deri, suni deri veya vinil gibi silinebilir yüzeyleri tercih edin.
- Eğer evcil hayvan varsa, yatak odasına girişlerini kesinlikle engelleyin (onların döküntüleri de akarlar için besindir).
Bu önlemlerin evdeki alerjen seviyesini düşürdüğü kanıtlanmıştır. Ancak semptomları tek başına tamamen ortadan kaldırması her zaman mümkün olmayabilir. Bu nedenle bu önlemler genel tedavi planının temel ve vazgeçilmez bir parçası olarak görülmelidir.
Ev tozu akarı alerjisi semptomları için hangi ilaç tedavileri kullanılır?
Çevresel kontrol önlemleri tek başına yeterli gelmediğinde, çocuğun semptomlarını kontrol altına almak, rahat uyumasını sağlamak ve yaşam kalitesini artırmak için ilaç tedavilerinden yararlanırız. Bu ilaçlar alerjinin kendisini iyileştirmez, sadece belirtileri baskılar. Tedavi, çocuğun yaşına ve semptomlarının ağırlığına göre planlanır.
Başlıca kullandığımız ilaç grupları şunlardır:
- İntranazal Kortikosteroidler (Kortizonlu Burun Spreyleri)
- Antihistaminikler (İkinci nesil şurup veya hap formları)
- Lökotrien Reseptör Antagonistleri (Montelukast içeren çiğneme tabletleri)
- Dekonjestanlar (Burun tıkanıklığı açıcı sprey veya şuruplar)
- Alerjik Göz Damlaları (Alerjik konjonktivit için)
Bu ilaç grupları arasında, alerjik rinit tedavisinin “altın standardı” kortizonlu burun spreyleridir. Güçlü anti-inflamatuar etkileri sayesinde, alerjinin neden olduğu tüm semptomları (akıntı, kaşıntı, hapşırma) ve özellikle de diğer ilaçların yetersiz kaldığı burun tıkanıklığını gidermede en etkili ajanlardır. Modern spreylerin sistemik emilimi yok denecek kadar azdır ve çocuklarda güvenle kullanılırlar. Etkilerinin tam başlaması için “ihtiyaç halinde” değil düzenli kullanılmaları gerekir.
Antihistaminikler, özellikle histaminin yol açtığı kaşıntı, hapşırma ve akıntı gibi belirtilerde hızlı rahatlama sağlarlar, ancak tıkanıklık üzerindeki etkileri sınırlıdır. Lökotrien antagonistleri ise, özellikle alerjik rinite astımın da eşlik ettiği durumlarda, her iki organı da hedef alabildikleri için iyi bir seçenek olabilirler. Dekonjestan spreyler ise burun tıkanıklığını çok hızlı açsalar da asla 3-5 günden fazla kullanılmamalıdır; aksi halde “rebound konjesyon” denilen ve ilacı bıraktığınızda daha da kötüleşen bir tıkanıklık kısır döngüsüne yol açarlar.
Alerjinin kök nedenini değiştiren ev tozu akarı “aşı tedavisi” (immünoterapi) nedir?
Şimdiye kadar bahsettiğimiz tüm yöntemler (çevresel kontrol ve ilaçlar) semptomları yönetmeye odaklıydı. Ancak hiçbiri, bağışıklık sisteminin ev tozu akarına verdiği bu abartılı ve yanlış tepkiyi düzeltmez.
Alerjinin doğal seyrini değiştirme, bağışıklık sistemini “yeniden eğitme” potansiyeline sahip tek tedavi yöntemi Alerjen İmmünoterapisidir (AİT). Halk arasında “alerji aşısı” olarak bilinir.
Aşı tedavisinin temel prensibi, bağışıklık sistemine “düşman” olarak kodladığı alerjeni (ev tozu akarı ekstraktını) çok küçük, kontrollü ve giderek artan dozlarda vererek, onu “normal” ve “zararsız” bir madde olarak yeniden tanıtmak ve buna karşı tolerans geliştirmesini sağlamaktır.
Bu tedavi, bağışıklık sisteminin çalışma şeklini kökten değiştirir. Alerjik reaksiyonu tetikleyen hücreler yerine, alerjiyi baskılayan “düzenleyici” T hücrelerini artırır ve alerjeni bloke eden “koruyucu antikorlar” (IgG4) üretilmesini sağlar.
Aşı tedavisinin faydaları sadece semptomları azaltmakla kalmaz. Tedavi tamamlandıktan sonra bile (genellikle 3-5 yıl sürer) etkileri yıllarca devam eder. Çocuğun ilaç ihtiyacını azaltır veya tamamen ortadan kaldırır. En önemli faydalarından biri de “Alerjik Yürüyüşü” durdurabilme potansiyelidir. Alerjik riniti olan çocuklarda, gelecekte astım gelişme riskini önemli ölçüde azalttığına dair güçlü kanıtlar vardır. Bu nedenle immünoterapi, artık “son çare” bir tedavi değil hastalığın seyrini değiştirebilecek proaktif bir müdahale olarak kabul edilmektedir.
Ev tozu akarı için aşı tedavisi yöntemleri (iğne ve dil altı) nelerdir?
Ev tozu akarı alerjisi için onaylanmış ve etkinliği kanıtlanmış iki ana immünoterapi yöntemi vardır. Her ikisinin de amacı aynıdır (tolerans geliştirmek), ancak uygulama şekilleri ve güvenlik profilleri farklıdır.
- Subkutan İmmünoterapi (SCIT – Koldan İğne Tedavisi):
Bu “geleneksel” aşı yöntemidir. Alerjen ekstraktı, belirli bir protokole göre deri altına enjeksiyonla uygulanır. Genellikle haftalık artan dozların verildiği bir “başlangıç fazı” ve ardından ayda bir kez sabit dozun uygulandığı “idame fazı” şeklinde ilerler. Tedavi süresi 3-5 yıldır. Enjeksiyonlar, nadir de olsa sistemik alerjik reaksiyon (anafilaksi) riski taşıdığı için, mutlaka tam teşekküllü bir sağlık kuruluşunda, hekim gözetiminde yapılmalı ve her enjeksiyondan sonra hasta en az 30 dakika gözlem altında tutulmalıdır.
- Sublingual İmmünoterapi (SLIT – Dil Altı Damla veya Tablet Tedavisi):
Bu çok daha yeni, pratik ve popüler hale gelen yöntemdir. Alerjen ekstraktları, dil altına damla veya hızla eriyen tablet formunda uygulanır. İlk doz hekim gözetiminde alındıktan sonra, tedaviye evde devam edilir. Genellikle her gün, sabahları uygulanır. Tedavi süresi yine 3-5 yıldır. SLIT’in en büyük avantajı, üstün güvenlik profilidir. Sistemik reaksiyon riski SCIT’e göre yok denecek kadar düşüktür. En sık görülen yan etkiler, genellikle tedavinin ilk haftalarında ortaya çıkan ve zamanla azalan ağızda kaşıntı, boğazda hafif tahriş gibi lokal reaksiyonlardır. Evde uygulama kolaylığı, iğne korkusu olan çocuklar ve kliniğe düzenli gelme zorluğu yaşayan aileler için bu yöntemi çok cazip hale getirmiştir. Ev tozu akarı için özel SLIT tabletleri 5 yaş ve üzeri çocuklarda onaylıdır.
Çocuğum ev tozu akarı alerjisi için aşı tedavisine uygun bir aday mı?
İmmünoterapi, hastalığın seyrini değiştirebilecek çok değerli bir tedavidir ancak ev tozu akarı alerjisi tanısı alan her çocuk için gerekli veya uygun olmayabilir. Bu kararı verirken hastayı bir bütün olarak değerlendiririz.
Genellikle şu durumlarda bu tedaviyi kuvvetle değerlendiririz.
- Çevresel önlemlere ve düzenli ilaç tedavisine (kortizonlu sprey, antihistaminik vb.) rağmen semptomları kontrol edilemeyenler
- İlaçları kullandığı halde yaşam kalitesi hala düşük olanlar (uyku bozukluğu, okulda konsantrasyon güçlüğü yaşayanlar)
- Sürekli ilaç kullanmak istemeyen veya ilaçların potansiyel yan etkilerinden çekinen aileler
- Alerjik riniti olup, aynı zamanda astıma ilerlemesi açısından yüksek risk taşıyanlar (örneğin ailesinde şiddetli astım öyküsü olanlar)
- Alerjik rinit ile birlikte hafif-orta şiddette, kontrol altında astımı olanlar
- Yapılan testlerde sadece ev tozu akarına (veya birkaç ilişkili alerjene) karşı belirgin duyarlılığı net olarak saptananlar
SCIT (iğne) veya SLIT (dil altı) yöntemlerinden hangisinin seçileceği ise, ailenin yaşam tarzı, çocuğun uyumu, iğne korkusu, kliniğe ulaşım imkanları ve maliyet gibi faktörler göz önünde bulundurularak, aile ile hekim arasında ortaklaşa verilecek bir karardır.
Ev tozu akarı alerjisi kronik bir durumdur, ancak yönetilebilir bir durumdur. Bu “çocuğun burnu akıyor, büyüyünce geçer” denilip ihmal edilecek basit bir soğuk algınlığı değildir. Altta yatan alerjik inflamasyon kontrol altına alınmadığında, çocuğun solunum yolu sağlığını ve yaşam kalitesini kalıcı olarak etkileyebilir. Doğru tanı, etkin çevresel kontrol, gerektiğinde semptomatik ilaç tedavisi ve uygun hastalarda hastalığın seyrini değiştiren immünoterapiyi içeren bütüncül bir yaklaşım çocuğunuzun rahat nefes alarak sağlıklı ve aktif bir çocukluk geçirmesinin anahtarıdır.
Sıkça sorulan sorular

Uzm. Dr. Ali Demirhan, 2008 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş, ardından Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği’nde ihtisasını tamamlamıştır. 2014–2018 yılları arasında aynı hastanede çocuk sağlığı uzmanı olarak görev yapmış, 2021 yılında Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk İmmünolojisi ve Alerjisi yan dal uzmanlık eğitimini tamamlayarak çocuk alerjisi ve bağışıklık sistemi hastalıkları alanında uzmanlaşmıştır.
Dr. Demirhan, çocuklarda alerjik hastalıklar, astım, bağışıklık sistemi yetmezlikleri ve kronik solunum yolu problemleri üzerine yoğunlaşmaktadır. Tedavi yaklaşımında her çocuğun bağışıklık sistemini bireysel farklılıklarıyla değerlendirir; alerjik nedenleri hedefleyen, bilimsel temelli ve kişiye özel tedavi protokolleri uygular. Alerji testleri, immünoterapi (alerji aşısı) ve ameliyatsız solunum tedavilerinde modern yöntemleri benimsemektedir.
Halen Mersin’deki özel kliniğinde hasta kabul eden Uzm. Dr. Ali Demirhan, çocuklarda besin ve polen alerjileri, astım, atopik dermatit, ürtiker, bağışıklık yetmezliği ve kronik öksürük gibi durumların tanı ve tedavisinde kapsamlı çözümler sunmakta; çocuk sağlığını koruyucu, güvenli ve bütüncül bir yaklaşımla ele almaktadır.
