Çocuklarda astım, solunum yollarının kronik inflamasyonu sonucu ortaya çıkan ve tekrarlayan hırıltı, nefes darlığı, öksürük ile karakterize bir hastalıktır. Genetik yatkınlık, alerjenler ve çevresel faktörler hastalığın gelişiminde rol oynar. Erken yaşlarda tanı konulabilir.
Çocuklarda astım belirtileri arasında en yaygın olanlar gece artan kuru öksürük, hırıltılı solunum, göğüste sıkışma ve fiziksel aktivite sonrası nefes darlığıdır. Bu semptomlar özellikle alerjen temasında veya viral enfeksiyonlar sonrasında belirginleşir.
Astım atakları, çocuğun yaşam kalitesini düşürebilir ve uyku bozukluklarına yol açabilir. Ataklar sırasında nefes almak zorlaşır, çocuk huzursuzlaşır ve konuşmakta güçlük çekebilir. Ebeveynlerin belirtileri erken fark etmesi tanı ve tedavi açısından önemlidir.
Tanı sürecinde ayrıntılı hasta öyküsü, fizik muayene ve solunum fonksiyon testleri kullanılır. Astım tedavisinde temel yaklaşım kontrol edici ve rahatlatıcı ilaçların birlikte kullanılmasıdır. Alerjenlerden korunma ve düzenli doktor takibi uzun vadede başarılı sonuçlar sağlar.
| Bilmeniz Gerekenler | Bilgi |
| Tanım | Astım, çocuklarda akciğerlerdeki hava yollarının kronik inflamasyonu sonucu gelişen, tekrarlayıcı öksürük, hırıltı, nefes darlığı ve göğüste sıkışma ile karakterize bir solunum yolu hastalığıdır. Alerjik veya non-alerjik kökenli olabilir. |
| Başlıca Nedenleri | – Alerjen maruziyeti (ev tozu akarları, polen, hayvan tüyü)- Solunum yolu enfeksiyonları- Egzersiz- Soğuk hava- Sigara dumanı- Hava kirliliği- Yoğun duygusal stres |
| Risk Faktörleri | – Ailede astım veya alerji öyküsü- Atopik dermatit veya alerjik rinit öyküsü- Düşük doğum ağırlığı- Sezaryen doğum- Kreş/okul gibi toplu ortamlar- Annenin gebelikte sigara kullanımı |
| Belirtiler | – Tekrarlayan kuru öksürük (özellikle gece ve sabaha karşı)- Hırıltılı solunum (ıslık sesi gibi)- Nefes darlığı- Göğüste sıkışma hissi- Egzersiz sırasında çabuk yorulma veya öksürük- Uyku bölünmeleri (nefes darlığı nedeniyle)- Solunum sırasında göğüs kaslarının çekilmesi |
| Atak Belirtileri | – Nefes alıp vermede belirgin zorlanma- Konuşurken zorlanma- Dudaklarda veya tırnaklarda morarma- İnatçı öksürük- Hırıltının artması- Solunum hızında belirgin artış |
| Tanı Yöntemleri | – Ayrıntılı hasta öyküsü- Fizik muayene- Solunum fonksiyon testleri – Alerji testleri (prick test veya kan testi)- Göğüs grafisi (diğer hastalıkları dışlamak için)- Tedaviye yanıtın gözlenmesi |
| Tedavi Yöntemleri | – İnhaler bronkodilatörler (salbutamol vb.)- İnhaler kortikosteroidler (budesonid, flutikazon vb.)- Lökotrien reseptör antagonistleri- Alerjiye yönelik tedaviler- Astım eylem planı ile takip- Egzersiz öncesi koruyucu ilaç kullanımı |
| Evde Alınabilecek Önlemler | – Ev tozu, polen ve hayvan tüyü gibi tetikleyicilerden kaçınılması- Sigara dumanından uzak durulması- Nem ve küf oluşumunun önlenmesi- Düzenli ilaç kullanımının sağlanması- Soğuk havada ağız yerine burundan nefes alınması- Solunum yolu enfeksiyonlarına karşı hijyen kurallarına dikkat edilmesi |
| Komplikasyonlar | – Sık hastaneye başvuru- Okul devamsızlığı- Uyku bozuklukları- Ciddi ataklarda solunum yetmezliği riski- Fiziksel aktivitenin kısıtlanması |
| Ne Zaman Hekime Başvurulmalı | – İlaçla düzelmeyen nefes darlığı varsa- Sık tekrarlayan öksürük ve hırıltı varsa- Geceleri uykudan uyandıran solunum sıkıntısı oluyorsa- Egzersiz sırasında belirgin şikâyet oluşuyorsa- Rutin takipler için düzenli kontrole ihtiyaç varsa |
Çocuklarda Astım Nedir ve Hava Yollarında Neler Olur?
Astımı anlamak için önce o “görünmez” süreci kavramak gerekir. Çoğu insan astımı bir enfeksiyon ya da gelip geçici bir üşütme sanır. Oysa astım, hava yollarının mikrobik olmayan, yani tamamen steril bir iltihaplanma durumudur. Tıpta biz buna “kronik inflamasyon” diyoruz. Bunu şöyle hayal edebilirsiniz: Çocuğunuzun hava yollarının iç yüzeyi, tıpkı güneş yanığı olmuş bir cilt gibi hassas, kızarık ve şiştir. Bu hassasiyet, hava yollarını dış dünyadan gelen uyarılara karşı aşırı tepkili hale getirir. Normal bir insanın ciğerlerini hiç etkilemeyecek basit bir toz zerresi, soğuk hava veya bir koku, astımlı bir çocuğun hava yollarında alarm zillerinin çalmasına neden olur.
Bu alarm verildiğinde vücut kendini korumak için hava yollarını saran kasları kasar. İçerideki o hassas doku (mukoza) şişer, ödem yapar ve hava yolu daralır. İşte çocuğunuzun nefes almakta zorlandığı o an, bu daralmanın sonucudur. İyi haber şudur ki bu daralma “reverzibl” yani geri dönüşümlüdür. Ancak bu süreç kontrolsüz bırakılırsa, geçici olan bu durumlar zamanla kalıcı hasarlara dönüşebilir. Bu yüzden astım sadece kriz anında hatırlanacak bir hastalık değil sürekli takip gerektiren bir süreçtir.
Astım Belirtileri Nelerdir ve Hangi İşaretlere Dikkat Etmelisiniz?
Astım her çocukta “ben buradayım” diye bağırmaz. Bazen çok gürültülü bir tabloyla, bazen de sinsi ve sessiz işaretlerle ilerler. Ancak yıllar süren tecrübelerimiz ve bilimsel veriler, bize bazı “kardinal” yani anahtar belirtileri işaret eder. Bu belirtiler her zaman bir arada olmak zorunda değildir, bazen sadece biri bile bizim için uyarıcı olabilir.
Çocuğunuzda gözlemleyebileceğiniz temel belirtiler şunlardır:
- Hışıltılı solunum
- Nefes darlığı
- Göğüste baskı hissi
- Derin nefes alma ihtiyacı
- Geçmeyen öksürük
- Oyun sırasında çabuk yorulma
- Kesik kesik konuşma
Burada özellikle “hışıltı” üzerinde durmak isterim. Bu ses, genellikle çocuk nefesini verirken duyulan, göğüsten gelen ince bir ıslık sesi gibidir. Daralmış hava yollarından çıkmaya çalışan havanın yarattığı bir müzik sesi gibidir aslında. Bazen o kadar hafiftir ki sadece doktor dinleme aletiyle duyar, bazen de odanın diğer ucundan duyulabilecek kadar şiddetlidir. Öksürük ise genellikle kurudur. “Ciğerden gelen” ama balgamın sökülemediği o inatçı öksürük, astımın en sadık yol arkadaşıdır.
Gece Öksürükleri ve Noktürnal Astım Ne Anlama Gelir?
Birçok aile, çocuklarının gün içinde sapasağlam olduğunu ama gece yatağa girdikten sonra veya sabaha karşı öksürük krizlerine girdiğini anlatır. İşte bu bizim için çok değerli bir ipucudur. Vücudumuzun biyolojik saati gereği, gece ve sabaha karşı hava yollarımız doğal olarak bir miktar daralır ve vücuttaki doğal kortizon seviyesi düşer. Astımlı çocukların zaten hassas olan hava yolları, bu fizyolojik değişimi tolere edemez ve tepki verir.
Biz buna “Noktürnal Astım” diyoruz. Eğer çocuğunuzu uykusundan uyandıran öksürükler varsa, bu durum sadece “odanın havası kuru” diyerek geçiştirilemez. Bu astımın kontrol altında olmadığının veya henüz tanı konmamış gizli bir astımın en güçlü habercisidir. Hatta bazı çocuklarda hırıltı veya nefes darlığı hiç olmaz, sadece gece öksürüğü olur. “Öksürük Varyant Astım” dediğimiz bu durumda gündüz yapılan muayeneler tamamen normal çıkabilir ama gece yaşananlar bize gerçeği fısıldar.
Erken Tanı Neden Bu Kadar Önemlidir?
Çocukluk çağı astımının istatistiklerine baktığımızda çok kritik bir veriyle karşılaşırız: Astım vakalarının çok büyük bir çoğunluğu, yaklaşık %80’i, 5 yaşından önce başlar. Bu yaşlar, bir çocuğun akciğer gelişimi için “altın çağ”dır. Akciğerler büyümekte, hava kesecikleri çoğalmakta ve bağışıklık sistemi olgunlaşmaktadır.
Bu dönemde hastalığı yakalamak ve o bahsettiğimiz inflamasyonu söndürmek, çocuğun tüm geleceğini değiştirir. Eğer müdahale edilmezse hava yollarındaki o sürekli şişlik ve yangı, zamanla dokunun sertleşmesine ve kalınlaşmasına yol açar. Tıpta “remodeling” dediğimiz bu yeniden şekillenme, akciğer kapasitesinde kalıcı kayıplara neden olabilir. Yani yetişkinlikte sağlıklı nefes alabilmenin yolu, çocukluktaki bu ilk 6 yılda hastalığın doğru yönetilmesinden geçer. Erken tanı, sadece bugünü kurtarmak değil çocuğunuza sağlıklı bir yetişkinlik hediye etmektir. “Büyüyünce geçer” diyerek beklemek yerine, aktif bir şekilde tanı ve tedaviye yönelmek bu yüzden hayati önem taşır.
Astım Riskini Artıran Genetik ve Çevresel Faktörler Nelerdir?
Astım, gökten zembille inen bir hastalık değildir; genellikle genetik bir mirasın, çevresel faktörlerle harmanlanması sonucu ortaya çıkar. Çocuğun genetiği dolu bir silah gibidir, çevresel faktörler ise tetiği çeken parmak. Özellikle alerjik astım, çocukluk çağındaki vakaların %80’ini oluşturur.
Risk faktörlerini şöyle sıralayabiliriz:
- Anne veya babada astım öyküsü
- Kardeşlerde alerjik hastalık varlığı
- Bebeklikte atopik dermatit (egzama) geçirilmesi
- Besin alerjisi öyküsü
- Erken doğan bebekler
- Sigara dumanına maruziyet
- Obezite
Burada “Atopik Yürüyüş” kavramından bahsetmek gerekir. Alerjiye yatkın çocuklar genellikle bebekliklerinde yanaklarında egzama veya inek sütü alerjisi ile hayatlarına başlarlar. Yaş büyüdükçe bu şikayetler geçer gibi olur ama sonra yerini astıma veya alerjik nezleye bırakır. Bu yüzden egzamalı bir bebeği olan ailelerin, ileride gelişebilecek astım belirtileri açısından çok daha dikkatli olması gerekir. Genetik yatkınlık değiştirilemez belki ama çevresel faktörleri bilmek, bizim elimizdeki en büyük kozdur.
Hangi Tetikleyiciler Astım Krizine Yol Açar?
Astımlı bir çocuğun hava yolları, adeta bir mayın tarlası gibidir; doğru yere basılmazsa patlamaya hazırdır. Bu patlamayı yapan tetikleyicileri bilmek, onlardan korunmanın ilk adımıdır. Her çocukta tetikleyici farklı olabilir ancak ülkemizde ve dünyada en sık karşılaştığımız suçlular bellidir.
En yaygın tetikleyiciler şunlardır:
- Ev tozu akarları
- Çayır ve ağaç polenleri
- Kedi tüyü ve salgısı
- Köpek deri döküntüleri
- Küf mantarları
- Hamamböceği kalıntıları
- Viral enfeksiyonlar
- Sigara dumanı
- Keskin parfüm kokuları
- Hava kirliliği
- Soğuk hava değişimi
Bunların içinde viral enfeksiyonlara ayrı bir parantez açmak gerekir. Grip veya nezle virüsleri, sağlam bir çocukta sadece burun akıntısı yaparken, astımlı bir çocukta hava yollarındaki yangıyı alevlendirerek ağır bir astım atağına neden olabilir. Bu yüzden “sık sık bronşit oluyor” denen çocukların aslında birer astım adayı olabileceği unutulmamalıdır. Ayrıca küçük bebeklerde ağlamak ve gülmek, büyük çocuklarda ise koşup oynamak (egzersiz) hava yollarını tetikleyebilir. Efor sonrası öksürük krizine giren bir çocukta astım ihtimali çok yüksektir.
Tanı Koyarken Hangi Testler Kullanılır ve Bu Süreç Zor mudur?
Astım tanısı, dedektiflik gibidir. Tek bir kan tahliliyle “evet bu çocuk astım” demek mümkün değildir. Tanı; ailenin anlattıkları, doktorun muayenesi ve bazı özel testlerin birleştirilmesiyle konur. Bu noktada Çocuk İmmünolojisi ve Alerjisi Uzmanları olarak bizlerin elinde, süreci netleştiren çok güçlü tanı araçları vardır:
Kullandığımız başlıca tanı yöntemleri şunlardır:
- Spirometri (Solunum Fonksiyon Testi)
- İmpuls osilometri (İOS) (Solunum Fonksiyon Testi)
- Bronş provokasyon testleri
- Deri prick testleri
- FeNO ölçümü
- Spesifik IgE kan testleri
Solunum Fonksiyon Testi (Spirometri), özellikle 6 yaş ve üzeri çocuklarda bize altın değerinde bilgiler verir. Çocuğun bir cihazın içine üflemesiyle, hava yollarında bir tıkanıklık olup olmadığını, varsa bu tıkanıklığın ne kadar şiddetli olduğunu rakamlarla görürüz. Daha da önemlisi, nefes açıcı ilaç verdiğimizde bu tıkanıklığın açılıp açılmadığını test ederiz. Eğer ilaçla düzelen bir tıkanıklık varsa, bu astım tanısı için çok güçlü bir kanıttır. İmpuls osilometri (IOS) ise solunum mekaniğini ölçmek üzere ses dalgalarını kullanan invaziv olmayan ve tüm yaş gruplarında uygulanabilen bir solunum testidir.
Pasif hasta kooperasyonu gerektiren ve tidal solunumla yapılan efordan bağımsız bir metottur.
Zorlu ekspiratuvar manevra gerektirmediği için spirometri yapamayan okul öncesi çocuklarda da kolaylıkla uygulanabilmektedir
Pulmoner fizyolojinin farklı yönlerini değerlendirmede spirometriye ek olarak IOS kullanılmaktadır.
Hatta spirometri normal olduğunda bile IOS özellikle astımda küçük hava yolu fonksiyon bozukluğu hakkında bilgi verebilmektedir.
Bazen SFT normal çıkar ama şüphelerimiz devam eder. O zaman “provokasyon testleri” ile hava yollarını kontrollü bir şekilde uyararak tepki verip vermediğine bakarız.
Alerji Testleri Küçük Bebeklere Yapılabilir mi?
Bu konu, polikliniklerde en sık karşılaştığımız yanlış inanışlardan biridir. “Çocuğum daha çok küçük, alerji testi sonuç vermez” ya da “Canı çok yanar” düşüncesiyle testten kaçınılabiliyor. Oysa gerçek tamamen farklıdır. Alerji deri testleri (Prick test), yenidoğan döneminden itibaren her yaşta güvenle yapılabilir.
Bu testin avantajları şunlardır:
- Hızlı sonuç verir
- Ağrısızdır
- Duyarlılığı yüksektir
- Maliyeti düşüktür
Test sırasında çocuğun koluna veya sırtına alerjen damlaları konur ve ucu çok ince, cildi kanatmayan özel bir aparatla dokunulur. Can yakıcı bir iğne batırma işlemi değildir. 15 dakika içinde vücudun hangi maddeye tepki verdiği, kızarıklık ve kabarıklıkla kendini gösterir. Kan testlerine göre çok daha güvenilirdir. Erken dönemde alerjinin saptanması, aileyi gereksiz diyetlerden kurtarır ve “korunma” önlemlerini doğru hedefe yöneltmemizi sağlar. Evde kedi mi sorun, yoksa yün yastık mı? Bunu bilmek tedavinin yarısıdır.
FeNO Testi Nedir ve Neden Önemlidir?
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte artık hava yollarındaki o “steril yangıyı” doğrudan ölçebiliyoruz. FeNO (Ekshale Nitrik Oksit) testi, astım takibinde devrim niteliğinde bir yöntemdir. İşlem son derece basittir; çocuk, alkolmetreye üfler gibi bir cihazın içine sabit bir hızla nefes verir. Cihaz, nefesteki nitrik oksit gazının seviyesini ölçer.
Bu gazın seviyesi bize şunları anlatır:
- Hava yolundaki alerjik iltihabın şiddeti
- Kullanılan ilaçların işe yarayıp yaramadığı
- Çocuğun ilaçlarını düzenli kullanıp kullanmadığı
FeNO testi, tamamen ağrısız ve zahmetsizdir. Eğer değer yüksek çıkarsa (örneğin 35’in üzerindeyse), hava yollarında yangının hala aktif olduğunu anlarız ve ilaç dozunu artırmamız gerekebilir. Değer düşükse, gereksiz ilaç yükünden çocuğu kurtarmak için doz azaltma yoluna gidebiliriz. Yani tedavi kararlarını “göz kararı” değil objektif bir veriye dayanarak veririz. Bu da hem yan etkileri azaltır hem de başarı şansını artırır.
Ayırıcı Tanı: Her Öksürük ve Hırıltı Astım mıdır?
Çocuk göğüs hastalıklarında en önemli kural şudur: “Hırıltılı her çocuk astım değildir.” Özellikle 5 yaşından küçük çocuklarda, hırıltı ve öksürük yapabilen onlarca farklı hastalık vardır. Bir uzman olarak bizim görevimiz, astım maskesi takmış diğer hastalıkları ayırt etmektir.
Astım dışı durumları düşündüren işaretler şunlardır:
- Balgamlı ve ıslak öksürük
- Doğumdan itibaren başlayan hırıltı
- Beslenme sırasında morarma
- Kilo alımında duraklama
- Çok sık tekrarlayan zatürreler
- Parmak uçlarında çomaklaşma
Örneğin sürekli balgam çıkaran bir çocukta Kistik Fibrozis veya bronşektazi gibi daha ciddi durumları ekarte etmemiz gerekir. Ya da “Persistan Bakteriyel Bronşit” dediğimiz durumda uzun süreli antibiyotik tedavisi gerekirken astım ilaçları vermek zaman kaybına yol açar. Doğuştan gelen kıkırdak yumuşaklıkları (Laringomalazi vb.) veya kalbe bağlı sorunlar da hırıltı yapabilir. Bu yüzden detaylı öykü ve doğru görüntüleme yöntemleriyle ayırıcı tanı yapmak, tedavinin başarısı için şarttır.
Astım Tedavisi Nasıl Yapılır ve İlaçlar Bağımlılık Yapar mı?
Astım tedavisinde amacımız sadece günü kurtarmak değil geleceği inşa etmektir. Tedavi stratejimiz iki temel ayağa oturur: Kontrol edici ilaçlar ve rahatlatıcı ilaçlar. Rahatlatıcılar (mavi spreyler gibi), sadece sıkışma anında hava yolunu açar ama hastalığı tedavi etmez. Asıl kahramanlar, “kontrol edici” ilaçlardır.
Bu ilaçlar hakkında bilmeniz gerekenler şunlardır:
- Genellikle inhale kortikosteroidlerdir
- Doğrudan akciğere giderler
- Kana karışma oranları çok düşüktür
- Bağımlılık yapmazlar
- Uzun süreli kullanıma uygundurlar
Ailelerin en büyük korkusu “kortizon” kelimesidir. “Çocuğumun büyümesi durur mu?”, “Kilo alır mı?” gibi endişeler çok yaygındır. Ancak astım tedavisinde kullandığımız spreylerdeki kortizon miktarı mikrogram düzeyindedir ve vücuda sistemik yan etkisi yok denecek kadar azdır. Asıl büyüme geriliği yapan şey, tedavi edilmemiş astımdır. Gece uyuyamayan, oksijenlenmesi bozulan ve sürekli efor sarf eden bir çocuğun büyümesi duraklar. İlaçlar, yangıyı söndürerek çocuğun normal hayatına dönmesini sağlar. Ayrıca bazı durumlarda, spreylere ek olarak “çiğneme tabletleri” (lökotrien reseptör antagonistleri) de tedavide kullanılır. Astım tedavisi hastanın şikayet ve belirtilerine göre basamak tedavisi şeklinde planlanmaktadır.
Aşı Tedavisi (İmmünoterapi) Hastalığı Yok Edebilir mi?
İlaçlar belirtileri baskılar ve yangıyı kontrol eder; ancak hastalığın kökenine inen, yani bağışıklık sistemini “eğiten” tek yöntem İmmünoterapi, yani aşı tedavisidir. Bu tedavi, Çocuk İmmünolojisi ve Alerjisi Uzmanlarının en güçlü silahıdır. Alerjik astımı olan uygun hastalarda (genellikle 5 yaş üstü), vücudun aşırı tepki verdiği madde (örneğin ev tozu akarı veya polen), çok küçük dozlardan başlanarak kademeli olarak vücuda verilir.
Aşı tedavisinin hedefleri şunlardır:
- Vücudun tolerans geliştirmesini sağlamak
- İlaç ihtiyacını azaltmak veya sıfırlamak
- Yeni alerjilerin gelişmesini önlemek
- Astımın ağırlaşmasını engellemek
Bu tedavi sabır gerektirir, 3 ile 5 yıl sürebilir. İğne (cilt altı) veya dil altı (damla/tablet) şeklinde uygulanabilir. Başarıyla tamamlandığında, hastalığın doğal seyrini değiştirir ve kalıcı bir iyileşme sağlayabilir. Bir nevi, bağışıklık sistemine “bu madde düşman değil onunla savaşmayı bırak” demeyi öğretiriz.
Tedavi Edilmeyen Astım Hangi Sonuçlara Yol Açar?
“Çocuğum ilaç kullanmasın” düşüncesiyle tedaviden kaçınmak, maalesef çocuğa yapılabilecek en büyük kötülüklerden biridir. Kontrol altına alınmayan astım, sadece o anki nefes darlığı demek değildir. Uzun vadede ciddi bedeller ödetir.
Tedavisiz astımın riskleri şunlardır:
- Kalıcı akciğer kapasitesi kaybı
- Uyku bozuklukları ve okul başarısızlığı
- Büyüme ve gelişme geriliği
- Fiziksel aktiviteden kaçınma ve obezite
- Psikolojik sorunlar ve özgüven eksikliği
- Hayati risk taşıyan ağır ataklar
Ağır astım atakları, acil servis başvurularını ve hastane yatışlarını zorunlu kılar. Bu durum hem çocuk hem de aile için büyük bir travmadır. Oysa düzenli takip ve doğru tedavi ile astımlı bir çocuk, olimpiyat şampiyonu bir sporcu bile olabilir. Astım, hayatı kısıtlayan bir engel değil sadece yönetilmesi gereken bir yol arkadaşıdır.
Sıkça sorulan sorular

Uzm. Dr. Ali Demirhan, 2008 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş, ardından Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği’nde ihtisasını tamamlamıştır. 2014–2018 yılları arasında aynı hastanede çocuk sağlığı uzmanı olarak görev yapmış, 2021 yılında Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk İmmünolojisi ve Alerjisi yan dal uzmanlık eğitimini tamamlayarak çocuk alerjisi ve bağışıklık sistemi hastalıkları alanında uzmanlaşmıştır.
Dr. Demirhan, çocuklarda alerjik hastalıklar, astım, bağışıklık sistemi yetmezlikleri ve kronik solunum yolu problemleri üzerine yoğunlaşmaktadır. Tedavi yaklaşımında her çocuğun bağışıklık sistemini bireysel farklılıklarıyla değerlendirir; alerjik nedenleri hedefleyen, bilimsel temelli ve kişiye özel tedavi protokolleri uygular. Alerji testleri, immünoterapi (alerji aşısı) ve ameliyatsız solunum tedavilerinde modern yöntemleri benimsemektedir.
Halen Mersin’deki özel kliniğinde hasta kabul eden Uzm. Dr. Ali Demirhan, çocuklarda besin ve polen alerjileri, astım, atopik dermatit, ürtiker, bağışıklık yetmezliği ve kronik öksürük gibi durumların tanı ve tedavisinde kapsamlı çözümler sunmakta; çocuk sağlığını koruyucu, güvenli ve bütüncül bir yaklaşımla ele almaktadır.
