Fraksiyone ekshale nitrik oksit (FeNO) testi, solunum yollarındaki alerjik veya eozinofilik inflamasyonun varlığını ve şiddetini belirlemek amacıyla kullanılan, girişimsel olmayan, hızlı ve son derece güvenilir bir tanı aracıdır. Çocukluk çağı astım yönetiminde kullanılan bu yöntem hastanın nefesiyle dışarı verdiği nitrik oksit gazının konsantrasyonunu ölçerek akciğerlerdeki hücresel düzeyde iltihaplanmayı dakikalar içinde tespit eder. İğnesiz ve acısız olan bu analiz, özellikle küçük çocuklarda astım teşhisini kolaylaştırırken, uygulanan tedavinin akciğerlerdeki inflamasyon üzerindeki etkisini objektif verilerle izlemeye imkan tanıyarak her hastaya özel, güvenli bir sağlık yolculuğuna olanak sağlar.
Çocuklarda Hava Yolu İltihabı ve FeNO Testi Arasındaki Bağlantı Nedir?
Çocukların solunum yollarını, akciğerlerin en uç noktalarına kadar uzanan ve sürekli dallanarak küçülen esnek borulara benzetmek mümkündür. Sağlıklı bir solunum sisteminde bu boruların iç yüzeyi son derece pürüzsüzdür ve havanın serbestçe dolaşmasına olanak tanır. Ancak alerjik bir bünyeye veya astıma sahip olan çocuklarda durum biraz daha farklı işler. Bu çocukların bağışıklık sistemi, aslında zararsız olan ev tozları, bitki polenleri veya hayvan tüyleri gibi maddeleri tehlikeli birer düşman gibi algılayabilir. Bu yanlış algılama sonucunda, solunum yollarının duvarlarında mikrobik olmayan, tamamen alerji kaynaklı bir şişme, kızarma ve daralma süreci başlar.
Solunum yollarındaki hücreler bu alerjik uyaranlarla başa çıkmaya çalışırken belirli enzimlerin üretimini artırır. Bu enzimlerin yoğun çalışması, bölgede bol miktarda nitrik oksit gazının ortaya çıkmasına neden olur. Meydana gelen bu durumu için için yanan bir ateşin çıkardığı dumana benzetebiliriz. Ateş ne kadar büyükse, yükselen duman da o kadar yoğun olacaktır. Aynı mantıkla, solunum yollarındaki alerjik tepki ve şişme ne kadar şiddetliyse, çocuğun nefes verirken dışarı attığı nitrik oksit gazının miktarı da o oranda yüksek çıkması beklenir. FeNO testi, işte bu görünmez alerjik tepkinin şiddetini dışarıdan sayılarla okuyabilmeyi sağlayan oldukça duyarlı bir araçtır.
Astım Tanısında Yaşanan Zorluklar FeNO Testi ile Nasıl Aşılabilir?
Küçük çocuklarda astım veya benzeri solunum yolu hastalıklarının tanısını netleştirmek, yetişkinlere göre genellikle daha fazla özen gerektiren karmaşık bir süreçtir. Erişkinlerde ve büyük çocuklarda akciğer kapasitesini ölçmek için yaygın olarak kullanılan solunum fonksiyon testleri, hastanın derin bir nefes almasını ve ardından var gücüyle cihazın içine üflemesini gerektirir. Ancak okul öncesi çağdaki çocuklardan bu tür eforlu hareketleri tam ve eksiksiz bir şekilde yapmalarını beklemek oldukça zordur. Çocuk yeterince güçlü üfleyemediğinde, elde edilen sonuçlar akciğerlerin gerçek durumunu yansıtmayabilir ve bu da değerlendirme sürecini zorlaştırır.
FeNO testi, bu tür zorlayıcı nefes egzersizlerine ihtiyaç duymadığı için önemli bir avantaj sağlar. Çocuğun derin ve şiddetli üflemeler yapmasına gerek yoktur; yalnızca sakin ve normal bir hızda nefes alıp vermesi testin gerçekleştirilmesi için yeterlidir. Bu özelliği sayesinde, solunum kapasitesi henüz eforlu testlere uygun olmayan çok küçük çocuklarda bile oldukça rahat uygulanabilir bir yapıya sahiptir. Ayrıca erken çocukluk döneminde sıkça rastlanan ve genellikle yaş ilerledikçe kaybolma eğiliminde olan geçici hırıltı tabloları ile, ileride kalıcı astıma dönüşme potansiyeli taşıyan alerjik hırıltı durumlarının birbirinden ayrılmasına da büyük oranda katkı sağlar.
Güvenilir Bir FeNO Ölçümü İçin Test Öncesi Tüketilmemesi Gereken Gıdalar Nelerdir?
FeNO testi, nefesin içindeki çok düşük miktardaki gazları bile algılayabilen son derece hassas bir teknolojiye sahiptir. Bu nedenle ölçümün yapılacağı gün alınan gıdalar test sonuçları üzerinde yanıltıcı etkilere yol açabilir. Özellikle nitrat açısından zengin olan bazı yiyeceklerin tüketilmesi, sindirim ve ağız florasındaki bakteriler aracılığıyla nitrik oksit gazına dönüşebilir. Bu durum akciğerlerde hiçbir alerjik sorun olmasa bile test sonucunun yüksek çıkmasına neden olabilir.
Test öncesi sakınılması gereken gıdalar şunlardır:
- Ispanak
- Marul
- Roka
- Kereviz
- Pancar
- Lahana
- Turp
- Şalgam
- İşlenmiş sosis
- İşlenmiş salam
- C vitamini takviyeleri
Testin yapılacağı günden bir önceki akşamdan itibaren veya testten en az birkaç saat öncesinde bu tür besinlerden uzak durulması istenir. Ayrıca testten yaklaşık bir saat önce genel olarak tüm yeme içme faaliyetlerinin durdurulması, ağız içinde testin kimyasını bozabilecek gıda artıklarının kalmaması açısından büyük önem taşır. Çocuğun testten hemen önce bir şeyler atıştırması, ağız içindeki enzimlerin aktif hale gelerek nefes içeriğini değiştirmesine yol açabilmektedir.
FeNO Testi Öncesinde Kaçınılması Gereken Diğer Durumlar Hangileridir?
Sadece beslenme değil çocuğun günlük aktiviteleri ve çevresel etkenler de testin güvenilirliğini etkileyebilir. Özellikle solunum yollarını doğrudan veya dolaylı yoldan etkileyen bazı faktörler nitrik oksit üretim mekanizmasını geçici olarak yavaşlatabilir veya hızlandırabilir. Bu dalgalanmaların önüne geçmek için ailenin test öncesinde bazı detaylara dikkat etmesi beklenir.
Test öncesi dikkat edilecek diğer durumlar aşağıdaki gibidir:
- Pasif tütün dumanı maruziyeti
- Koşu
- Tempolu bisiklet sürme
- Zıplama
- Aktif soğuk algınlığı
- Aktif grip
- Testten hemen önce su içmek
Sigara dumanına maruz kalmak, hava yollarındaki hücrelerin nitrik oksit üretimini baskılayarak, çocukta alerjik bir durum olsa dahi sonucun düşük görünmesine yol açabilir. Aynı şekilde ağır egzersizler nefes alışverişini hızlandırıp hava kanallarını anlık olarak genişlettiği için gazın ölçüm yoğunluğunu değiştirebilir. Aktif bir viral enfeksiyon geçirildiği günlerde ise alerjiden bağımsız olarak hava yollarında genel bir tahriş olacağından sonuçlar yanıltıcı olabilir. Bu yüzden enfeksiyon tamamen geçene kadar testin ertelenmesi genellikle en sağlıklı yaklaşımdır.
Çocuklar İçin Uygulanan FeNO Testi İşlemi Nasıl Gerçekleşir?
Birçok tıbbi test çocuklar için korkutucu veya stresli olabilir, ancak FeNO ölçümü bunun tam aksine oldukça konforlu ve acısız bir deneyimdir. Herhangi bir iğne batırma, kan alma veya deriyi çizme gibi fiziksel bir müdahale içermez. Çocuğun klinik ortamında rahat bir sandalyeye oturması sağlanır. Cihaza takılan ve tamamen o çocuğa özel olan tek kullanımlık temiz bir ağızlık aracılığıyla ölçüm gerçekleştirilir. Bazı durumlarda, nefesin burundan kaçmasını engelleyerek tüm havanın cihaza gitmesini sağlamak amacıyla çocuğun burnuna acıtmayan yumuşak bir mandal takılabilir.
Çocuktan derin bir nefes alması ve ardından ağızlıktan içeriye doğru, sabit bir hızda yavaşça üflemesi istenir. Bu işlemin başarılı olabilmesi için nefesin ne çok hızlı ne de çok yavaş verilmesi gerekir. Çocukların bu sabit hızı koruyabilmesi için cihazların ekranında genellikle oyunlaştırmalar bulunur. Ekranda ilerleyen bir araba, uçan bir balon veya gökyüzünde süzülen bir uçak animasyonu yer alır. Çocuğa, nefesini üfleyerek o balonu bulutların arasında düşürmeden uçurması söylenir. Yaklaşık on saniye süren bu oyun gibi işlem sonrasında cihaz, nefesin içindeki gaz miktarını saniyeler içinde hesaplayarak ekrana yansıtır.
FeNO Testi Sonuçlarındaki Sayısal Değerler Bize Hangi İpuçlarını Verir?
Testin ardından cihazın ekranında beliren sayılar, milyarda bir (ppb) adı verilen çok küçük bir birimle ifade edilir. Bu sayısal değerler tek başına kesin bir hastalık adı koymak için kullanılmasa da çocuğun mevcut şikayetleri ve öyküsüyle birleştirildiğinde uzmanlara çok değerli ipuçları sunar.
Genel olarak 20 değerinin altındaki sonuçlar, solunum yollarında belirgin bir alerjik iltihaplanmanın olma ihtimalinin düşük olduğunu düşündürür. Eğer çocuğun inatçı öksürükleri devam ediyorsa, sorunun alerjiden ziyade reflü veya anatomik bir durum gibi farklı nedenlerden kaynaklanabileceği ihtimali üzerinde durulur.
Değerlerin 20 ile 35 arasında olması, sınırda veya orta düzeyde bir hassasiyete işaret edebilir. Bu durumda çocuğun ailesindeki alerji geçmişi, maruz kaldığı ortamlar ve şikayetlerinin sıklığı daha detaylı bir şekilde analiz edilir.
Sonucun 35 değerinin üzerinde çıkması ise, hava yollarında aktif ve yoğun bir alerjik tepkinin varlığını kuvvetle destekler. Bu seviyeler genellikle astım şüphesini oldukça güçlendirir ve tedaviye başlandığında çocuğun koruyucu ilaçlardan belirgin oranda fayda göreceğini düşündürür.
Tedaviye Uyum ve İlaç Takibinde FeNO Testi Bize Nasıl Yardımcı Olur?
Astım ve benzeri kronik solunum yolu hastalıklarında sadece doğru ilacı bulmak yeterli değildir; uzun vadeli sürecin iyi yönetilmesi ve izlenmesi de büyük önem taşır. Başlanan koruyucu tedavilerin akciğerlere gerçekten ulaşıp ulaşmadığını ve içerideki hassasiyeti dindirip dindirmediğini anlamak için FeNO testi adeta bir pusula görevi görür. Tedaviye başlandıktan bir süre sonra yapılan kontrollerde sayısal değerlerin düşmesi, ilacın görevini başarıyla yerine getirdiğini gösterir.
Eğer çocuk düzenli ilaç kullanmasına rağmen değerler inatla yüksek kalıyorsa, bu durum bazı aksaklıkların habercisi olabilir. İlk akla gelen ihtimallerden biri, nefes yoluyla alınan ilaçların doğru teknikle kullanılmamasıdır; ilaç cihazda kalıyor ve akciğerlere yeterince ulaşamıyor olabilir. Bir diğer ihtimal ise ev ortamında çocuğun maruz kaldığı alerjen yükünün çok fazla olmasıdır. Sürekli ev tozu veya rutubet olan bir ortamda, ilaçlar tek başına o yangını söndürmekte yetersiz kalabilir. Değerlerin çok düşük seyrettiği rahatlama dönemlerinde ise hekim, gereksiz ilaç kullanımından kaçınmak amacıyla ilaç dozlarını kademeli olarak azaltma yoluna gidebilir.
Biyolojik Tedavilere Karar Verilirken FeNO Testi Neden Önem Taşır?
Çoğu çocuk standart koruyucu nefes ilaçlarıyla rahat bir soluk alabilir ve günlük hayatına sorunsuz devam edebilir. Ancak sayıca az da olsa, en yüksek doz tedavilere rağmen sık sık sıkışma yaşayan ve acil servislere başvurmak zorunda kalan bir çocuk grubu vardır. Bu tablo genellikle ağır astım olarak değerlendirilir. Günümüz tıbbında bu tür durumlar için geliştirilen, hastalığın oluşum mekanizmasına doğrudan etki eden ve hücresel düzeyde çalışan akıllı ilaçlar, yani biyolojik tedaviler bulunmaktadır.
Bu özel ve oldukça gelişmiş tedavilerin her çocukta aynı etkiyi göstermemesi nedeniyle, doğru hastanın seçilmesi büyük bir hassasiyet gerektirir. Çocuğun hava yollarındaki iltihap türünün bu biyolojik ilaçların etki mekanizmasına uygun olup olmadığını anlamada FeNO değerleri önemli bir yol göstericidir. Yüksek ölçüm değerlerine sahip ağır astımlı çocukların, bu yenilikçi tedavilerden belirgin oranda fayda sağlama potansiyelinin çok daha yüksek olduğu gözlemlenmektedir.
FeNO Testi Sonrası Astım ve Alerji Değerlendirmesinde Kullanılan Diğer Yöntemler Nelerdir?
FeNO testi solunum yollarının duyarlılığı hakkında harika veriler sunsa da hastalıkların büyük resmini görebilmek için genellikle ek araştırmalara ihtiyaç duyulur. Çocuğun mevcut durumunu bütüncül bir yaklaşımla inceleyebilmek adına farklı tanı yöntemleri sürece dahil edilebilir. Bunlardan biri, efor gerektirmeyen solunum testi olarak bilinen İmpuls Osilometri yöntemidir.
İmpuls Osilometri, tıpkı FeNO gibi çocuğun yorulmasını gerektirmeyen, normal ve sakin nefes alışverişi sırasında uygulanan bir cihazdır. Cihaz hava yollarına çok hafif ses dalgaları gönderir ve bu dalgaların akciğer duvarlarına çarpıp geri dönüşünü hesaplar. Bu yöntem geleneksel nefes testlerinin ulaşmakta zorlandığı en küçük hava kanallarındaki direnci ve daralmayı tespit etmeye yardımcı olur. Özellikle nefes darlığını ifade edemeyen küçük yaştaki çocukların solunum fonksiyonlarını değerlendirmede oldukça destekleyici bir araçtır.
Alerji Araştırmalarında FeNO Testi ile Birlikte Sık Tercih Edilen Deri Prick Testi Nasıl Uygulanır?
Hava yollarındaki tepkinin genel bir alerjiden kaynaklandığı anlaşıldığında, asıl sorulması gereken soru “Bu alerji neye karşı?” olmalıdır. Bu sorunun cevabını bulmak için en yaygın kullanılan yöntem Deri Prick, yani deri delme testidir. Çocuğun ön kolunun iç kısmına, bazen de sırt bölgesine alerji yapma ihtimali olan maddelerin sıvı halleri damlatılır. Daha sonra ucu oldukça ince olan ve acı vermeyen plastik aparatlarla bu damlaların üzerinden cilde hafifçe dokunulur.
Sık araştırılan alerjenler şunlardır:
- Ev tozu akarları
- Ağaç polenleri
- Çayır polenleri
- Yabani ot polenleri
- Kedi tüyü
- Köpek tüyü
- Küf mantarları
- İnek sütü
- Yumurta
- Fındık
- Fıstık
İşlem sırasında kanama olmaz ve çocuklar genellikle sadece hafif bir baskı hisseder. Yaklaşık on beş, yirmi dakika beklendikten sonra damlaların olduğu yerlerde tıpkı sivrisinek ısırığına benzeyen kızarıklıklar ve kabarmalar oluşup oluşmadığına bakılır. Kabarıklığın boyutu özel cetvellerle ölçülerek çocuğun hangi maddeye ne derecede hassasiyeti olduğu kısa sürede belirlenir. İşlemin doğru sonuç vermesi için çocuğun kullanmakta olduğu alerji veya soğuk algınlığı şuruplarının testten belirli bir süre önce kesilmiş olması beklenir.
FeNO Testi Dışında Kan ve Moleküler Alerji İncelemelerine Hangi Durumlarda İhtiyaç Duyulur?
Deri testi her çocuk için uygun olmayabilir. Çocuğun kollarında veya sırtında çok yaygın bir egzama varsa, cildi en ufak bir dokunuşta bile alerjiden bağımsız olarak hemen kızarıp kabarıyorsa veya hayati önem taşıyan alerji ilaçlarını test öncesi kesmek tıbben riskliyse, araştırmalar kan üzerinden yürütülür. Damardan alınan küçük bir tüp kan, laboratuvar ortamında çeşitli cihazlarla analiz edilir.
Kanda o alerjenlere karşı üretilmiş savunma proteinlerinin (antikorların) seviyesine bakılır. Günümüzde bu kan testleri çok daha detaylı hale gelmiş ve moleküler düzeyde incelemelere olanak tanımıştır. Moleküler alerji testleri sayesinde, çocuğun sadece bir besine karşı duyarlı olup olmadığı değil o besinin içindeki hangi spesifik proteine tepki verdiği de saptanabilir. Bu detaylı analiz, söz konusu alerjinin ciddi bir reaksiyon yaratma potansiyeli taşıyıp taşımadığının veya sadece polenlerle olan bir benzerlikten dolayı oluşan hafif bir etkileşim olup olmadığının anlaşılmasına yardımcı olur.
FeNO Testi ile Birlikte Gecikmiş Alerjileri Saptamada Kullanılan Yama Testi Hangi Hastalıkları Araştırır?
Bağışıklık sistemi bazen bir maddeye maruz kaldıktan hemen sonra değil saatler veya günler sonra tepki gösterebilir. Deri prick veya kan testleri saniyeler içinde gerçekleşen hızlı alerjileri bulmada etkiliyken, yavaş gelişen reaksiyonları bulmada yama testinden faydalanılır. Özellikle ciltte sürekli kuruluk, döküntü ve kaşıntı ile seyreden inatçı durumların altında yatan nedeni bulmak için bu yöntem tercih edilir.
Yama testinin uygulandığı başlıca durumlar şunlardır:
- İnatçı egzama
- Temas dermatitleri
- Ayak tabanı soyulmaları
- Avuç içi döküntüleri
- Kozmetik alerjisi şüpheleri
- Metal alerjisi şüpheleri
Hazırlanan özel ve küçük bantların içine şüphelenilen kimyasal maddeler veya bazen gıdalar yerleştirilir. Bu bantlar çocuğun sırtına yapıştırılır. Çocuğun bu bantlarla genellikle iki ile üç gün civarında normal yaşamına devam etmesi istenir. Bu süre zarfında bantların ıslanmaması için banyo yapılması önerilmez. Belirlenen sürenin sonunda bantlar çıkarılarak altındaki cilt dokusunda oluşan kızarıklık, kabarcık veya kabuklanma durumları değerlendirilir.
FeNO Testi Sonrası Gerçek Alerjileri Ayırt Etmek İçin Yapılan Provokasyon Testleri Hangi Durumlarda Yapılır?
Laboratuvar veya deri testlerinde pozitif çıkan her sonuç, günlük hayatta her zaman tehlikeli bir alerji anlamına gelmeyebilir. Çocuğun gerçekten o besine veya ilaca tepki verip vermediğini anlamanın, ya da geçmişte var olan bir alerjinin zamanla düzelip düzelmediğini görmenin en güvenilir yolu provokasyon, yani yüzleştirme testleridir.
Bu işlem evde denenmesi riskli olabilecek bir süreçtir, bu yüzden mutlaka acil müdahale şartlarının hazır olduğu donanımlı kliniklerde uygulanır. Şüphelenilen gıda veya ilaç, çocuğa çok küçük ve güvenli miktarlardan başlanarak belirli zaman aralıklarıyla verilir. Her doz artışından sonra çocuğun cildi, nefesi ve kalp ritmi yakından izlenir. Bu testler, çocukları hayat boyu sürebilecek gereksiz katı diyetlerden kurtarmak veya “bu ilaca alerjisi var” şeklindeki yanlış etiketlemeleri kaldırarak gelecekte daha güvenli tedaviler almalarını sağlamak açısından büyük önem taşır.
Ayrıntılı FeNO Testi Değerlendirmesinden Sonra Planlanan Temel Tedavi Adımları Nelerdir?
Tüm testler ve değerlendirmeler tamamlandıktan sonra, çocuğun yaşına, çevresine ve şikayetlerinin sıklığına uygun bir yol haritası çizilir. Tedavi süreci sadece ilaç yazmaktan ibaret değildir; ailenin bilinçlendirilmesini ve çocuğun yaşadığı ortamın düzenlenmesini de kapsayan geniş bir planlamayı gerektirir.
Planlanan tedavi adımları şunlardır:
- Çevre düzenlemesi
- Alerjenden kaçınma
- İnhaler ilaç kullanımı
- Burun spreyleri kullanımı
- Dil altı aşı tedavisi
- Cilt altı aşı tedavisi
- Aile eğitimleri
Öncelikle alerjen belli ise o maddeden uzaklaşmanın yolları konuşulur. Ev tozu akarı varsa odadaki halıların azaltılması veya özel yatak kılıflarının kullanımı gibi pratik önlemler aktarılır. Solunum yollarını rahatlatacak ilaçların kullanımı uygulamalı olarak aileye gösterilir. Uygun görülen vakalarda bağışıklık sistemini uzun vadede o maddeye karşı eğiten aşı tedavileri (immünoterapi) sürece eklenebilir. Ayrıca beklenmedik bir nefes darlığı atağı yaşandığında ailenin paniğe kapılmadan evde hangi adımları izlemesi gerektiğini anlatan renk kodlu bir acil durum planı oluşturularak teslim edilir.
Aileler Hangi Şikayetleri Gözlemlediğinde FeNO Testi ve Uzman Değerlendirmesi İçin Başvurmalıdır?
Çocukların zaman zaman öksürmesi veya burunlarının tıkanması büyüme sürecinin doğal bir parçası olsa da bazı belirtiler solunum yollarında daha derin bir hassasiyetin habercisi olabilir. Ailelerin çocuklarını iyi gözlemlemesi, olası sorunların büyümeden kontrol altına alınmasında kilit rol oynar. Doğru zamanda yapılan kapsamlı bir değerlendirme, gereksiz ve ağır ilaç kullanımlarının önüne geçerek çocuğun gelişimini destekler.
Dikkat edilmesi gereken temel belirtiler şunlardır:
- Gece öksürükleri
- Uykudan uyandıran nefes darlığı
- Sabaha karşı artan hırıltı
- Göğüsten gelen ıslık sesi
- Egzersiz sonrası nefes darlığı
- Geçmeyen cilt döküntüleri
- Uzun süren burun tıkanıklıkları
Eğer çocuk koşup oynadıktan sonra veya güldüğünde nefesini toparlamakta güçlük çekiyorsa, haftalarca geçmeyen öksürük nöbetleri yaşıyorsa bu durum solunum yollarında devam eden bir tepkinin işareti olabilir.
Sıkça sorulan sorular

Uzm. Dr. Ali Demirhan, 2008 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş, ardından Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği’nde ihtisasını tamamlamıştır. 2014–2018 yılları arasında aynı hastanede çocuk sağlığı uzmanı olarak görev yapmış, 2021 yılında Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk İmmünolojisi ve Alerjisi yan dal uzmanlık eğitimini tamamlayarak çocuk alerjisi ve bağışıklık sistemi hastalıkları alanında uzmanlaşmıştır.
Dr. Demirhan, çocuklarda alerjik hastalıklar, astım, bağışıklık sistemi yetmezlikleri ve kronik solunum yolu problemleri üzerine yoğunlaşmaktadır. Tedavi yaklaşımında her çocuğun bağışıklık sistemini bireysel farklılıklarıyla değerlendirir; alerjik nedenleri hedefleyen, bilimsel temelli ve kişiye özel tedavi protokolleri uygular. Alerji testleri, immünoterapi (alerji aşısı) ve ameliyatsız solunum tedavilerinde modern yöntemleri benimsemektedir.
Halen Mersin’deki özel kliniğinde hasta kabul eden Uzm. Dr. Ali Demirhan, çocuklarda besin ve polen alerjileri, astım, atopik dermatit, ürtiker, bağışıklık yetmezliği ve kronik öksürük gibi durumların tanı ve tedavisinde kapsamlı çözümler sunmakta; çocuk sağlığını koruyucu, güvenli ve bütüncül bir yaklaşımla ele almaktadır.
