İmpuls osilometri (IOS) testi, hastanın efor sarf etmesine gerek kalmadan, sadece normal nefes alıp vermesi sırasında ses dalgaları kullanarak solunum yollarındaki direnci ve akciğer esnekliğini ölçen gelişmiş bir tanı yöntemidir.

Özellikle küçük yaş grubundaki çocuklarda zorlu üfleme manevraları gerektiren geleneksel solunum fonksiyon testlerinin uygulanamadığı durumlarda, bu yenilikçi sistem oldukça güvenilir ve objektif sonuçlar sunar.

Cihazın ürettiği farklı titreşim frekanslarındaki akustik dalgalar, nefes borusundan akciğerin en uç noktalarına kadar ilerleyerek solunum ağacının iç yapısının hassas bir haritasını çıkarır.

Elde edilen biyofiziksel veriler, uzman hekimlerin hücresel düzeydeki sinsi hava yolu daralmalarını çok daha erken bir aşamada teşhis edip, çocukların uzun vadeli koruyucu tedavi stratejilerini güvenle planlamasını destekler.

Sayfa İçeriği

Küçük çocuklarda akciğer kapasitesini değerlendirirken geleneksel testler neden zorlayıcı olabilir ve İmpuls Osilometri bu zorlukları nasıl aşar?

Çocuğunuzun uzun süredir devam eden bir öksürüğü, göğsünden gelen belirgin bir hırıltısı veya oyun oynarken yaşadığı nefes darlığı olduğunda, akciğerlerin iç durumunu detaylıca öğrenmek istersiniz. Bu durumu anlamak için tıp dünyasında çok uzun yıllardır spirometri adını verdiğimiz klasik solunum fonksiyon testleri kullanılmaktadır. Bu geleneksel yöntemin doğası gereği hastadan oldukça yüksek bir efor beklenir. Test cihazının karşısına geçilmesi, akciğerlerin kapasitesinin son sınırına kadar havayla doldurulması, ardından da bu havanın var güçle, patlayıcı bir tarzda ve saniyeler boyunca tüpün içine üflenmesi istenir. Ancak bu karmaşık ve ciddi fiziksel çaba gerektiren süreci okul öncesi dönemdeki üç veya dört yaşlarında küçük bir çocuğa anlatmak ve uygulamasını beklemek genellikle çok zordur.

Çocukların göğüs kasları ve solunum yapıları henüz bu şiddette koordineli bir eforu sergileyecek olgunluğa erişmemiştir. Aynı zamanda çocukların solunum yolları anatomik olarak yetişkinlere kıyasla çok daha dar ve yumuşak bir dokuya sahiptir. Kendilerinden zorla ve yüksek basınçla üflemeleri istendiğinde genellikle durumu kavrayamazlar, ortamdan korkabilirler veya istemsizce ses tellerini kapatarak hava akışını aniden durdurabilirler. Zorlu üfleme eylemi sırasında göğüs kafesi içinde aniden artan basınç, çocuğun o yumuşak nefes borularında geçici daralmalara veya kapanmalara yol açabilir. Bu durum tamamen sağlıklı olan bir akciğerin bile test sonuçlarında sorunluymuş gibi algılanmasına neden olabilir. Yüksek uyum ve efor gerektiren bu klasik yöntemler küçük yaş grubunda genellikle hekimleri tatmin edici sonuçlar sunmakta yetersiz kalabilir. İmpuls Osilometri yöntemi ise hastadan hiçbir efor beklemediği için bu engelleri aşmak adına oldukça konforlu bir alternatif sunar.

Bu süreçte hekimlerin değerlendirmek istediği yaygın durumlar şunlardır:

  • Uzamış öksürük
  • Göğüs hırıltısı
  • Nefes darlığı
  • Çabuk yorulma
  • Gece uyanmaları

Hiçbir yorucu efor gerektirmeyen İmpuls Osilometri testi nasıl çalışır ve ölçüm sırasında ses dalgalarını nasıl kullanır?

Bu gelişmiş yöntemi geleneksel testlerden ayıran en belirgin özellik, hastadan tamamen pasif bir uyum beklemesidir. Çocuğun derin bir nefes almasına, yanaklarını şişirerek zorla üflemesine veya fiziksel olarak yorulmasına hiçbir şekilde gerek duyulmaz. Uygulama sırasında çocuk sadece rahat bir sandalyede dik bir pozisyonda oturur, ucunda tek kullanımlık antibakteriyel bir filtre bulunan küçük bir ağızlığı dudaklarının arasına alır ve tıpkı uyurken veya dinlenirken yaptığı gibi sakin sakin nefes alıp verir. Çocuk bu sırada dikkatini dağıtacak bir çizgi film izleyebilir veya ailesiyle göz teması kurabilir. Tüm süreç son derece huzurlu bir ortamda ilerler.

Peki, çocuğun bu sessiz ve efor harcamadan yaptığı nefes alışverişlerinden akciğerin detaylı haritası nasıl çıkarılır? İmpuls Osilometri cihazının ana gövdesinde hoparlöre benzeyen özel bir akustik ses jeneratörü yer alır. Bu jeneratör, çocuk ağızlıktan nefes alıp verirken hava yolunun içine doğru, hissedilmeyecek kadar hafif titreşimler halinde basınç dalgaları gönderir. Bu dalgaları tıpkı bir denizaltının etrafını taramak için kullandığı zararsız sonar dalgalarına benzetebilirsiniz. Gönderilen bu ses dalgaları solunum yollarından aşağıya doğru inerek akciğerin farklı bölgelerine çarpar ve geri döner. Ağız seviyesinde bulunan hassas sensörler, dönen bu dalgaların içeride ne kadarlık bir engele çarptığını hesaplayarak bir analiz çıkarır. Tüm bu haritalandırma işlemi, efor gerektirmeden sadece yirmi saniye gibi kısa bir sürede tamamlanır.

Kullanılan sistemin temel donanımları şunlardır:

  • Ses jeneratörü
  • Basınç sensörleri
  • Akım ölçerler
  • Antibakteriyel ağızlık
  • Analiz yazılımı

Farklı titreşim hızlarındaki ses dalgaları, İmpuls Osilometri cihazı ile akciğerin farklı derinliklerini birbirinden nasıl ayırt eder?

İnsan akciğerlerinin yapısını, ters dönmüş devasa ve çok dallı bir ağaca benzeterek düşünmek, bu sistemin nasıl çalıştığını anlamaya çok yardımcı olur. Bu ağacın kalın gövdesi ana nefes borumuzu, kalın dalları ana bronşları, uçlara doğru incelen ve küçücük yapraklara bağlanan ince dallar ise akciğerin en derinlerindeki küçük hava yollarını temsil eder. İmpuls Osilometri cihazı, bu solunum ağacının hem geniş gövdesini hem de en uçtaki mikroskobik dallarını aynı anda değerlendirebilmek için akciğerlere farklı frekanslarda, yani farklı titreşim hızlarında ses dalgaları yönlendirir. Cihaz genellikle saniyede beş titreşim ile otuz beş titreşim arasında değişen zengin bir frekans yelpazesi kullanır.

Fiziksel özellikleri gereği yüksek frekanslı, yani çok hızlı titreşen dalgalar enerjilerini daha çabuk kaybederler. Bu yüzden akciğerin derinliklerine kadar inemezler; daha çok ana nefes borusunda ve kalın dallarda kalarak sönümlenirler. Bu hızlı dalgaların geri dönüşü, uzmanlara yalnızca üst ve büyük hava yollarının durumu hakkında veri sağlar. Diğer yandan düşük frekanslı, yani daha yavaş titreşen uzun dalgalar o kadar derine nüfuz edebilirler ki kalın dalları aşıp oksijenin kana karıştığı en ince ve en uzak noktalara kadar ulaşabilirler. Eğer geri dönen verilerde yüksek frekanslı dalgaların rahatça ilerlediği, ancak düşük frekanslı dalgaların bir engele takıldığı görülürse, bu durum iltihaplanmanın ana hava yollarında değil akciğerin en dip köşelerinde, sinsi bir şekilde başladığına dair çok güçlü ipuçları verebilir.

İncelenen temel solunum yolları şunlardır:

  • Ana nefes borusu
  • Büyük bronşlar
  • Orta boy yollar
  • Küçük bronşiyoller
  • Alveol sınırları

Solunum direnci ve akciğer esnekliği kavramları akciğer sağlığımız için ne anlama gelir ve İmpuls Osilometri bunları nasıl ölçer?

Akciğer sağlığını detaylıca anlamak için test sonuçlarında incelenen iki temel kavram bulunur; bunlardan ilki solunum direnci, ikincisi ise solunum reaktansı olarak adlandırılan akciğerin esneklik kapasitesidir. Solunum direncini zihninizde canlandırmak için havayı, bir bahçe hortumunun içinden akan su gibi düşünebilirsiniz. Eğer hortum yeterince geniş, temiz ve pürüzsüzse, su hiç zorlanmadan dışarı akar. Ancak astım veya bronşit gibi durumlarda çocukların hava yollarının iç duvarları iltihaplanarak şişer, daralır veya yoğun bir salgı tabakasıyla kaplanabilir. Bazen de hava yolunu çevreleyen kaslar dışarıdan kasılarak geçişi sıkıştırabilir. Tüm bu durumlar havanın akciğerlere girip çıkmasını fiziksel olarak zorlaştırır ve bir sürtünme yaratır. İmpuls Osilometri cihazı, işte içerideki havanın karşılaştığı bu direnci ölçerek darlığın derecesini hesaplamaya yardımcı olur.

Akciğer esnekliği kavramı ise dokunun yapısal sağlığı hakkında çok daha derin bilgiler sunar. Sağlıklı bir akciğer dokusunun tıpkı kaliteli ve yeni bir balon gibi davranması beklenir; havayla dolduğunda nazikçe genişlemeli, nefes verildiğinde ise kendi elastik yapısıyla zorlanmadan eski haline dönebilmelidir. Ancak kronik solunum sorunlarında ve hava yolları daraldığında, çocuk aldığı havanın tamamını dışarı atamaz. İçeride hapsolan bu fazla hava, akciğerin sürekli şişkin ve gergin kalmasına neden olur. Zamanla bu aşırı gerginlik, akciğerin doğal esnekliğini kaybetmesine ve yorulmasına yol açar. Sistem, yollanan ses dalgalarının yansımasından bu esneklik kaybını hesaplayarak, hastalığın sadece hava geçişini değil akciğer dokusunun karakterini de nasıl etkilemeye başladığını büyük ölçüde ortaya koyabilir.

Cihazın raporladığı temel kavramlar şunlardır:

  • Toplam direnç
  • Merkezi direnç
  • Küçük hava direnci
  • Akciğer esnekliği
  • Rezonans noktası

Erken çocukluk dönemindeki geçmeyen hırıltıların ileride kalıcı astıma dönüşme riski İmpuls Osilometri sayesinde önceden öngörülebilir mi?

Özellikle okul öncesi çağda, kreş veya anaokuluna ilk başlanılan dönemlerde çocukların sık sık üst solunum yolu hastalıkları geçirmesi ve göğüslerinden hırıltı sesleri gelmesi oldukça yaygın karşılaşılan bir durumdur. Ebeveynlerin en çok endişelendiği konu, her kış tekrarlayan bu öksürük ve hırıltı krizlerinin basit, geçici bir viral enfeksiyon mu olduğu yoksa çocuğun gelecekte kalıcı bir astım hastası olup olmayacağıdır. Eskiden, bu iki durumu birbirinden ayırmak oldukça zordu ve hekimler genellikle çocuk büyüdükçe tablonun nasıl şekilleneceğini gözlemlemek durumunda kalırdı.

Günümüzde ise İmpuls Osilometri gibi hassas değerlendirme yöntemleri sayesinde, iki veya üç yaşlarındaki bir çocuğun akciğer esneklik verilerine bakarak gelecekteki sağlık durumu hakkında önemli çıkarımlar yapılabilmektedir. Henüz çok küçük yaşta olmasına rağmen cihaz ölçümlerinde küçük hava yolu dirençleri yüksek çıkıyorsa ve akciğerin elastik toparlanma kapasitesinde bozulmalar gözlemleniyorsa, bu çocuğun ergenlik döneminde kronik bir astım tablosu geliştirme ihtimali diğer çocuklara göre genellikle daha yüksek kabul edilir. Elde edilen bu erken uyarı verileri, uzmanların sadece mevcut şikayetleri bastırmaya yönelik değil hücresel düzeydeki iltihabı baskılayarak akciğerlerin yaşıtlarıyla eş zamanlı ve sağlıklı bir şekilde büyümesini desteklemeye yönelik daha koruyucu stratejiler geliştirmelerine imkan tanır.

Risk oranını yükseltebilen bazı durumlar şunlardır:

  • Sık enfeksiyonlar
  • Egzama varlığı
  • Ailede astım
  • Besin alerjileri
  • Geniz eti

Alerjik rinit sadece burun bölgesini mi etkiler yoksa akciğerlere de zarar verebilir mi ve İmpuls Osilometri bu sinsi ilerleyişi nasıl yakalar?

Toplumda genellikle saman nezlesi olarak bilinen alerjik rinit, bahar aylarında hapşırma, burun tıkanıklığı, sulu burun akıntısı ve gözlerde kaşıntı gibi şikayetlerle kendini gösteren oldukça yaygın bir problemdir. Çoğu insan bu durumu sadece burnu ilgilendiren, rahatsız edici ama genel akciğer sağlığına zararı olmayan masum bir rahatsızlık olarak görme eğilimindedir. Ancak tıp dünyasında kabul gören çok önemli bir yaklaşım vardır; solunum yolu burundan başlayıp akciğerin en ince dallarına kadar kesintisiz devam eden tek bir bütünleşik sistemdir. Dolayısıyla solunan havayla birlikte gelen ve burnu tahriş eden alerjenler, aslında akciğerin iç yüzeyindeki hücreleri de doğrudan hedef alabilir.

Sadece alerjik rinit teşhisi olan hiçbir nefes darlığı veya öksürük şikayeti bulunmayan çocuklara geleneksel solunum testleri yapıldığında, büyük çoğunluğunun sonuçları tamamen normal sınırlar içinde görünür. Aileler de hekimler de bu duruma bakarak akciğerlerin güvende olduğunu düşünebilir. Ancak aynı çocuk grubu İmpuls Osilometri cihazı ile değerlendirildiğinde, vakaların önemli bir kısmında sessiz ve gizliden gizliye ilerleyen bir küçük hava yolu iltihaplanmasının çoktan başlamış olduğu fark edilebilir. Küçük hava yolu disfonksiyonu olarak adlandırılan bu sinsi durum rinitin sadece burunda kalmadığını, aşağılara doğru yayıldığını gösteren erken bir işarettir. Bu hassas ölçüm sistemi sayesinde uzmanlar, henüz ortada astım benzeri hiçbir şikayet yokken bile bu hücresel tutulumu yakalayabilir ve gerekirse immünoterapi gibi yöntemlerle iltihabın akciğerlere yerleşmesini büyük ölçüde engelleyebilir.

Alerjik rinitin yaygın işaretleri şunlardır:

  • Peş peşe hapşırma
  • Burun akıntısı
  • Geniz akıntısı
  • Gözlerde kaşıntı
  • Burun tıkanıklığı

Astım ataklarının ciddiyetini belirlemede ve uzun soluklu tedavi takibinde İmpuls Osilometri yönteminin sunduğu temel avantajlar nelerdir?

Astım, zaman zaman alevlenerek şiddetlenen, zaman zaman ise tamamen uykuya yatarak sessizleşen kronik karakterli bir hava yolu hastalığıdır. Atak dönemlerinde çocuğun sadece öksürük sıklığına veya nefes alışverişindeki sese bakarak içerideki iltihabın ve daralmanın ciddiyetini kestirmek her zaman kolay olmayabilir. İmpuls Osilometri ölçümleri sırasında hesaplanan ve reaktans alanı olarak adlandırılan özel bir parametre, akciğerdeki hava akımı kısıtlanmasını ve dinamik esneklik kaybını gösteren son derece hassas bir göstergedir. Bu değerin analizi, basit bir öksürük krizini, hastanede müdahale gerektirebilecek ağır bir astım atağından ayırmada hekimlere oldukça tutarlı bilgiler sunabilir.

Tedavi sürecinin takibi aşamasında da bu cihazın verileri büyük bir önem taşır. Astım teşhisi alan bir çocuğa nefes yoluyla alınan koruyucu ilaç tedavisi başlandığında, öksürük ve hırıltı gibi dışarıdan görünen şikayetler genellikle birkaç hafta içinde yatışır. Çocuğunun gece rahat uyuduğunu ve oyun oynarken yorulmadığını gören birçok ebeveyn, iyileşmenin tamamlandığını düşünerek ilaçları erken kesme eğilimine girebilir. Oysa İmpuls Osilometri verileri hekimlere şunu gösterir; büyük hava yollarındaki spazm hızla çözülse bile, akciğerin en derin bölgelerindeki ince hava yollarında var olan hücresel düzeydeki iltihaplanmanın ve şişliğin tamamen iyileşmesi aylarca sürebilir. Eğer bu ince yollar toparlanmadan tedavi yarıda bırakılırsa, hastalığın en ufak bir tetikleyici ile çok çabuk geri dönmesi muhtemeldir. Bu nesnel veriler sayesinde hekimler, ilacın ne zaman güvenle azaltılacağına veya bırakılacağına çok daha sağlıklı bir şekilde karar verebilir.

Uzun soluklu takipte hedeflenenler şunlardır:

  • İltihabın gerilemesi
  • Esnekliğin artması
  • Atakların önlenmesi
  • Uyku kalitesi
  • Efor toleransı

Astım tanısında kullanılan ilaçlı solunum testleri, İmpuls Osilometri sistemi ile nasıl çok daha konforlu ve güvenli bir şekilde uygulanır?

Teşhis aşamasında, akciğerlerde saptanan daralmanın kalıcı bir yapısal bozukluk mu yoksa ilaçlarla düzeltilebilen geçici bir astım spazmı mı olduğunu ayırt etmek büyük bir öneme sahiptir. Bunu anlamak için genellikle geri dönüşümlülük testi olarak bilinen bir yöntem uygulanır. Çocuğa buhar veya sprey yoluyla nefes açıcı bir ilaç verilir, kısa bir süre beklenir ve ardından akciğerlerin tepkisi tekrar ölçülür. Geleneksel yöntemlerde çocuktan tekrar tekrar eforlu üfleme manevraları istemek çocuğu fazlasıyla tüketirken, İmpuls Osilometri ile çocuk sadece yorulmadan nefes alıp vermeye devam eder. İlaç sonrası solunum direncinde belirgin bir düşüş ve esneklikte hızlı bir iyileşme kaydedilirse, bu durum daralmanın astım kaynaklı bir kasılma olduğunu büyük oranda destekler.

Bunun tam tersi durumlarda da bu cihazın hassasiyeti devreye girer. Çocukta belirgin astım şikayetleri olmasına rağmen, hekim muayenesi sırasında akciğerler tamamen sakin ve normal çalışıyor olabilir. Bu noktada hava yollarının dış uyaranlara karşı aşırı hassas olup olmadığını, yani çabuk kasılıp kasılmadığını görmek için provokasyon testleri yapılır. Çocuğa, hava yolunu çok hafifçe daraltma potansiyeli olan bir madde düşük dozlarda solutulur. Klasik cihazlarla ölçüm yaparken hava yolundaki daralmayı ekranda net görebilmek için çocuğa daha yüksek dozlarda uyarıcı madde vermek gerekebilir; bu da klinik ortamında istenmeyen derecede ağır öksürük krizlerine yol açabilir. Oysa İmpuls Osilometri o kadar duyarlıdır ki çok daha düşük ve güvenli uyarıcı dozlarında bile hava yolunda başlayan ilk direnç artışlarını derhal saptayabilir. Böylece test çok daha erken ve güvenli bir aşamada sonlandırılarak çocuğun rahat etmesi sağlanabilir.

İlaçlı ölçüm adımları şunlardır:

  • Nefes açıcı verilmesi
  • Bekleme süresi
  • Tekrar ölçümü
  • Direnç analizi
  • Tepki değerlendirmesi

Kistik fibrozis veya erken doğuma bağlı kronik akciğer hastalıklarının ayrımında İmpuls Osilometri testinin sağladığı faydalar nelerdir?

Çocuk alerji ve solunum klinikleri sadece astım vakalarıyla değil aynı zamanda hava yollarında kalıcı ve yapısal hasarlar bırakabilen daha farklı tıbbi durumlarla da ilgilenir. Örneğin bebeklik döneminde çok ağır bir zatürre geçirip hava yolları kalıcı olarak hasar gören çocuklar, çok erken doğdukları için akciğer dokuları olgunlaşmayan prematüre bebekler veya kistik fibrozis gibi genetik bir rahatsızlıkla mücadele eden hastalar da benzer şikayetlerle hekime başvurabilir. Dışarıdan bakıldığında bu çocukların hepsinde kronik öksürük, hırıltı ve nefes darlığı gibi benzer semptomlar görülebilir.

Bir hekim, şikayetleri olan bir çocuğun aslında alerjik kaynaklı bir astım atağı mı geçirdiğini, yoksa akciğer dokusunda geri dönüşü olmayan kalıcı bir bozulma mı olduğunu ayırt etmek zorundadır. Çünkü bu iki durumun tedavi yaklaşımları birbirinden tamamen farklıdır. İmpuls Osilometri, bu ayrımı yapmada çok değerli bir yol gösterici olabilir. Çocuğa nefes açıcı ilaç uygulandığında, astımlı bir hava yolunda direnç hızla düşer ve esneklik normal değerlere yaklaşır. Ancak kalıcı doku hasarı veya yapısal bir skar gelişmişse, nefes açıcı ilaç verilse dahi yüksek solunum direnci verileri sabit kalmaya eğilimlidir ve bozulan esneklik tablosu düzelme göstermez. Zira sorun bir kas spazmı değil dokunun anatomik olarak değişime uğramasıdır. Bu ince ayrım, çocuğun gereksiz yere yüksek dozlarda astım ilacı kullanmasını engelleyerek; özel fizik tedavi uygulamaları, balgam sökücü terapiler veya farklı beslenme protokolleri gibi doğru ve hedefe yönelik tedavi yollarının seçilmesine büyük ölçüde yardımcı olabilir.

Yapısal değişiklik yaratabilen durumlar şunlardır:

  • Erken doğumlar
  • Ağır zatürreler
  • Kistik fibrozis
  • Kronik enfeksiyonlar
  • Doku hasarları

İmpuls Osilometri testinin en doğru sonucu vermesi için çocuğun ölçüm öncesinde nasıl hazırlanması gerekir ve test anında nelere dikkat edilir?

Diğer tüm hassas tıbbi ölçümlerde olduğu gibi, İmpuls Osilometri testinden elde edilecek verilerin güvenilirliği de cihazın doğru kullanılmasına ve çocuğun teste uygun şekilde hazırlanmasına bağlıdır. Bu sistemin bir terazi kadar hassas olduğunu düşünecek olursak, üzerine konan ağırlığın doğru pozisyonda ve doğru koşullarda durması şarttır. Bu nedenle çocuk değerlendirme kliniklerinde testin öncesinde ve uygulama anında dikkatle takip edilen bazı standart kurallar bulunur.

Sürecin ilk aşaması ilaç yönetimidir. Hekimler, çocuğun akciğerlerinin doğal, maskelenmemiş ve müdahale edilmemiş bazal durumunu görmek isterler. Bu sebeple, eğer çocuk hali hazırda nefes açıcı sprey veya buhar tedavileri alıyorsa, bunların ölçümden belirli bir süre önce kesilmesi talep edilebilir. Genellikle kısa etkili nefes açıcıların testten ortalama sekiz saat önce, uzun etkili düzenli ilaçların ise hekimin kararına bağlı olarak bir veya iki gün öncesinden durdurulması gerekebilir.

Test anında çocuğun duruş pozisyonu oldukça kritik bir faktördür. Çocuk sandalyede sırtı tamamen dik olacak şekilde oturmalı ve nefes borusunun dümdüz bir hizaya gelmesi için başı çok hafifçe yukarı ve geriye doğru konumlandırılmalıdır. Ölçümün en can alıcı noktalarından biri ise yanak desteği adı verilen uygulamadır. Cihazdan çocuğun ağzına doğru gönderilen basınç dalgaları, çocukların o yumuşak ve esnek yanak dokularına çarptığında enerjisini kaybedebilir. Şant etkisi adı verilen bu durum dalgaların akciğere inmek yerine yanakları titreterek sönümlenmesine neden olabilir. Bunu önlemek için testi yapan uzman veya ebeveyn, elleriyle çocuğun yanaklarını dışarıdan hafifçe ancak sıkıca destekler. Çocuklar için bu durumu bir oyun gibi sunmak süreci çok daha eğlenceli kılar. Aynı zamanda burundan hava kaçağı olmaması için buruna yumuşak bir mandal yerleştirilir. Cihazın içindeki gelişmiş bilgisayar programı, çocuğun yutkunma veya öksürme gibi hareketlerini anında tespit ederek hatalı ölçümleri filtreler. Tamamen stabil bir ortamda arka arkaya alınan geçerli kayıtların ortalaması, hekimin önüne en güvenilir rapor olarak sunulur.

Test anında dikkat edilecek unsurlar şunlardır:

  • İlaçların kesilmesi
  • Dik pozisyon
  • Yanak desteği
  • Burun mandalı
  • Sakin solunum
Güncellenme Tarihi: 30.09.2026

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Call Now Button